Akıncı: “Çözümü kimin engellediği çok net görüldü ama çıkan raporlar bu gerçeği dillendirmekte aciz kaldı” 

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Kimin çözümü engellediği çok net görüldü ama sonra çıkan raporlar bu gerçeği dillendirmekte aciz kaldı” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Akıncı, İngiltere’de faaliyet gösteren KKTC bağlantılı sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve Kıbrıslı Türklerle bir araya geldi.
Londra’nın kuzeyinde Kuzey Kıbrıs toplumunun yoğun olarak yaşadığı Wood Green bölgesinde gerçekleşen toplantıda Akıncı, adada çözüme yönelik müzakerelerle ilgili bilgi verdi.
Ne Birleşmiş Milletler ‘in (BM) ne Avrupa Birliği’nin ne de İngiltere’nin müzakerelerin sonuçsuz kalmasından dolayı KKTC’yi suçlamadığına dikkati çeken Akıncı, “Kimin çözümü engellediği çok net görüldü ama sonra çıkan raporlar bu gerçeği dillendirmekte aciz kaldı” diye konuştu.
Akıncı, BM raporunun sorumluluğu eşit paylaştırdığını ve KKTC’ye haksızlık yaptığını kaydetti.

“Rum tarafında çok ciddi bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç var” diyen Akıncı, şunları kaydetti:
“Rumlar bizimle yetkiyi paylaşmakta zorlanıyorlar.  1963 yılından beri, resmi tanınmış devleti gasp eden bir Rum Cumhuriyeti var ki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek sahibi haline geldiler.”
Çözüm için bundan sonra yapılacak her müzakerenin sonuç odaklı, zaman tahditli, paket şeklinde olması gerektiğine işaret eden Akıncı, yıllar sürecek verimsiz müzakereleri istemediklerini söyledi.
İngiltere’ye de seslenen Akıncı, KKTC’den bu ülkeye doğrudan uçuşların sağlanmasının yolunun açılması gerektiğini ifade etti.

KKTC’nin de barış ve çözüm ortamında uluslararası hukukun parçası haline geleceğine işaret eden Akıncı, “Bütün bunlar sadece bizim elimizde değil. Bu ancak başkalarının da katkısıyla, bizim iyi niyetimizle, onların da katkı koymasıyla olabilecek şeylerdir. Bunu elde etmek için temel hak ve özgürlüklerimizden de vazgeçemeye niyetimiz yoktur. Onu da çok net söyleyeyim” diye konuştu.

KKTC’nin herhangi bir çözümde vazgeçemeyeceği üç şey olduğunu ifade eden Akıncı, “Birisi özgürlüğümüzdür. Kimsenin tahakkümü altına giremeyiz. İkincisi siyasi eşitliğimizdir. Üçüncüsü güvenliğimizdir” ifadesini kullandı.