“Katar’daki dostlarımızla özel ilişkimiz bulunmaktadır.”

 KKTC Dışişleri Bakanı’nın Al Sharq gazetesi muhabiri Hassan Al Beşari’ye verdiği mülakat:

Katar Devleti ile ilişkilerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Katar bizim için çok önemli bir ülkedir. Katar Devleti ile ilişkilerimiz özeldir. Birkaç yıl önce Katar Devleti’ni 3 kez ziyaret ettim. İslam Konferansı Örgütü toplantılarına Dışişleri Bakanı sıfatımla katılarak, Katar dostlarımız tarafından hoş karşılandım. O zamandan beri, iki ülke arasındaki gelişen özel ilişkileri takip etmekteyim… Katarlı dostlarımıza teşekkür etmek amacıyla, gelecek yılın başlarında Katar’ı ziyaret edeceğim. Katar Devleti, Türkiye ve Pakistan’dan sonra bizim için en yakın dost ülkedir. Gazeteniz sayesinde KKTC hükümeti ve halkı olarak, Katar Devletinde bulunan dostlarımıza teşekkür ediyoruz.

 Peki, iki ülke arasında bulunan ticari ilişkiler hakkında bilgi verir misiniz?

Katar Devleti ile aramızdaki ticaret ve ekonomik ilişkileri geliştirmek istiyoruz. Söz konusu durum Katar’daki kardeşlerimizle daha fazla işbirliği kurarak gerçekleşecektir. İki ülke yetkilileri ve iş adamlarının karşılıklı ziyaretlerini arttırmak için çaba sarf ediyoruz. Katarlı dostlarımızı, KKTC’yi görmek ve onlar için tüm alanlarda ne gibi fırsat sunduğumuzu görmeleri amacıyla ülkemizi ziyaret etmeleri için davet ediyoruz. Turizm sektörü, ortak işbirliği alanlarından birini teşkil etmektedir. Bunun yanı sıra, ticari ilişkiler, emlak alanındaki yatırımlar ve daha birçok fırsatlar bulunmaktadır. Bunun karşılığında KKTC iş adamlarının, iki ülke arasındaki tüm alanlardaki ticaret ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Katar devletini ziyaret edebilir. Söz konusu durum iki halk için ortak menfaat oluşturmaktadır. İki ülke arasındaki ilişkilerin geliştiği kesindir, ancak söz konusu ilişkileri geliştirmek için daha fazla işbirliğinin olması gerekir. Bizler bunun için çok çalışmaktayız. Tüm alanlardaki işbirliğini geliştirmek için birçok fırsat bulunmaktadır.

 Körfez İşbirliği Konseyi ile KKTC arasındaki ilişkiler hakkında bilgi verir misiniz?

Katar, Kuveyt, Bahreyn, Oman ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere tüm Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinde temsilciliklerimiz bulunmaktadır. KKTC hükümeti ve halkı olarak, tüm Körfez ülkeleri tarafından hoş karşılanıyoruz. Söz konusu durum, takdire değerdir ancak en yakın dostumuz Katar Devleti’dir.

 Sayın Dişişleri Bakanı, Kıbrıs sorunu kapsamında KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis arasında İsviçre’de müzakereler gerçekleşmişti. Müzakerelerin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Devam eden müzakerelerin geleceği ile ilgili olarak KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile hemfikir değilim… Bu dönemde, çözüme ulaşılacağından ümitli değilim. Ümitli olmama sebebim, birliği istememden değil, ancak tüm Kıbrıslılara eşit otorite vermeyen anlaşmaları istemememden kaynaklanmaktadır. Biz ve Güney Kıbrıslılar arasında azınlık veya çokluk gibi bir durum yoktur, bizler ortağız. Kıbrıs sorununun başlamasından önce durum böyleydi. Kıbrıs Türkleri, ortak hükümette VETO hakkına sahip idi. Her iki tarafın onayı olmadan hükümet tarafından hiçbir karar alınmazdı. Uluslararası toplum tarafından tanınmış, AB ve BM Genel Kurulu’nda üye olup ikili anlaşmalar yapabilme hakkına sahip Güney Kıbrıslıların, bu dönemde azınlık ve eşit görmedikleri bir taraf için, çözüm veya anlaşmaya varılmak amacıyla taviz vermeleri için bir sebep görmüyorum. Ben Güney Kıbrıs’a değil onları tanıyan uluslararası topluma kızıyorum.

 Ancak, iki ülkenin arasındaki arabuluculuğu yapan BM ümitli olduğunu söylemişti. İsviçre’de iki cumhurbaşkanı arasında gerçekleşen müzakerelerin olumlu olduğunu dile getirmişti.

Müzakereler 50 yıldan beri devam etmektedir. Gerçekleşen tüm müzakerelerde, çözüme ulaşılamamıştır. Şuan devam eden müzakerelerin de daha önce belirttiğim nedenlerden dolayı, bir sonuca ulaşacağını düşünmüyorum.

Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, ne gibi seçenekleriniz bulunmaktadır?

Devam eden müzakereler için son fırsat bu yılın sonudur. Bundan sonra, uluslararası toplum ve dünya gerçekle karşı karşıya kalacaktır; adil bir eşitlik veya sorun olduğu gibi kalacaktır. Ancak devam eden bu belirsizlik sonuçlanmalıdır. Bu yılın sonuna kadar tanınan süre sonunda anlaşmaya varılmazsa, yolun sonuna gelinmiş olacaktır. Söz konusu durumdan sonra oyunun kuralları değişmelidir. Daha sonra gerçekleşecek müzakereler, eşit ve aynı otoriteye (egemenliğe) sahip iki ülke arasında gerçekleşecektir. Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, Kosova örneği, Tayvan örneği veya tanınma gibi birçok seçenek değerlendirilebilir.