Rumlar Türk tarafındaki konserde yer almaları nedeniyle şarkıcılara karşı girişimde bulundu

Avrupa’daki son bölünmüş ülke olan Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi konulu müzakereler, Yunan-Türk çatışmalarında sıkışıyor, etkileri Nürenberg’de de hissediliyor.

 

Birkaç hafta önce İsviçre’nin Crans Montana kasabasında bölünmüşlüğü aşmaya yönelik müzakerelerde tarafların birbirlerine karşı sertleştikleri hatta şahitlere göre, Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk kesimi temsilcilerinin birbirlerine seslerini yükseltmeye başladıkları duyulmuştu. Taraflar buna rağmen gelecekte müzakerelere devam edebilmek bir arka kapı bırakmaya özen gösterdiler, ancak   nerede ve ne zaman yeniden görüşme olacağını şu anda kimse bilmiyor. Sonuçta, İsviçre’deki toplantı, ortak devlete dönmek için en umut verici girişimdi. Bu umut şimdi yok edildi.

 

Bu günlerde, Nürnberg’ten bir flarmoni koro ve orkestrası antik Salamis’te (Kuzey Kıbrıs) konser vermeye  gittiler.  Kıbrıs Cumhuriyeti” Büyükelçiliği, konsere katılan orkestranın başkanına sert bir protesto ve uyarı mektubu gönderdi. Mektupta, tek meşru hükümet olarak kanunla  kuzeydeki bütün arkeolojik alanları kapalı ve girilmesi yasak bölge olarak ilan ettiklerini, bunun ziyaretçiler ve koro için de geçerli olduğunu bildirdi.

 

Mektupta ayrıca eskiden Rumlara ait otellerde veya Rum arazileri üzerine inşa edilen otellerde kalanların mülke izinsiz giriş, mülke tecavüz suçlamasıyla Kıbrıs Cumhuriyeti” mahkemelerinde dava edilme tehlikesiyle karşılaşabilecekleri de belirtilerek Koro şefini konsere katılma kararını acil olarak yeniden değerlendirmeye çağırdı.

 

Koro Salamis’te şarkılarını söyledi ve Nürenberg’e olaysız geri döndü. Nürnberg CSU Federal Meclis üyesi Michael Frieser, Rumların korkutma ve tehdit taktiğine karşı büyükelçiliğe bir mektup yazarak etkinliğe katılanları savundu.  Mektubunda Friser, özellikle de Kıbrıs’ın AB Konsey Başkanlığı döneminden itibaren bu tür güvensizlik yaratma girişimlerinin geçmişte kalması  gerektiğini belirterek böyle nüfuz kullanımı girişimlerinden uzak durulmasını tavsiye etti.

 

Frieser henüz Rum tarafından cevap almadı, ancak Rum tarafının, sert tutumundan vazgeçmesi veya tek temsil gibi bir kazanımı elinden çıkarması beklenmiyor, çünkü Güney sadece siyasi açıdan değil, aynı zamanda ekonomi ve turizm olarak da avantajlıdır.

 

Öte yandan Türk kuzey ise finansal olarak Ankara’ya büyük ölçüde bağımlıdır. Doğrudan  uçuşlar sadece güneye gitmektedir ve kuzeye gelen turist sayısı da nispeten düşüktür. Kuzey Kıbrıs Ercan Havalimanına yolculuk genellikle sadece Türkiye Havayolları ile mümkündür ve bunun için de Türkiye’de iniş kalkış yapmak gerekmektedir.

 

Şu anda müzakerelerin yeniden ne zaman düzenleneceğini kimse bilmiyor. Kesin olan, Yunan-Türk çatışmasının Kıbrıs’taki önemli gaz olaylarıyla daha da ilerleyeceğidir. Tarafların, yeniden birleşme durumunda, mülklerin dağıtımı konusundaki tutumları eskisi gibi uyuşmaktan uzaktır.  Türkiye, Türklerin Kıbrıs Rum kesminde, finans, hizmet ve mal hakkı olması konusunda ısrar ediyorsa da bu talep karşı tarafta kabul görmüyor.

 

Türk askeri varlığı ile ilgili anlaşmazlık adada ön planda bulunmaktadır. En az 30.000 asker şu anda burada konuşlandırılıyor. Bir uzlaşma olarak Birleşmiş Milletler, bunun büyük bir kısmının geri çekilmesi  ve sadece 1000 kişilik bir birliğin bırakılmasını önerdi. Crans-Montanadaki müzakere sürecinde Türklerin bu konudaki pozisyonlarından hareket ederek uzlaşmaya yatkın oldukları iddia edilirken, buna karşılık diğer taraf  Türkler için tartışılması dahi kabul edilmeyecek olan askerlerin tamamen çekilmesinde ısrar etti.

 

Adını vermek istemeyen bir Kıbrıslı Türk gazeteci, “Şimdi her iki tarafa da baskı yapılması gerekiyor”…‘‘ Avrupalılar artık Rumlara da baskı yaparak onları at üstündeki konumlarından aşağıya indirmeli ve uzlaşı yapmaya zorlanmalılar. Ama ne var ki, şu anda AB içinde kimse Erdoğan hükümetine böyle bir güzellik yapmaz” diyor.

Joachim Hauck

 (Nurnberger Nachrichten, 21.08.2017)