SONBAHARIN EN SICAK HALİ: KIBRIS

Ebru AYKUT

Yaz erken gitti, kış hemen geldi, okullar açıldı, havalar soğudu, kurlar sarstı, grip salgınları başladı derken içimizin karardığı bugünlerde size en iyi gelecek rotayı açıklıyorum: Yavru Vatan Kıbrıs. Sonbahar demek Kıbrıs’ta aslında yaz demek yani güneşin içimizi ısıttığı günler devam ediyor demek çünkü yavru vatana hiç kış gelmiyor. Tatile doyamayanlar ya da henüz tatile çıkamamışlar Sonbaharda begonvil kokularının estiği, tarih dolu, manzara dolu, deniz kum güneş ile dolu bir Kıbrıs sizi bekliyor.

Sonbahar Kıbrıs’ın en güzel zamanı, neden mi? Kıbrıs tam da bu mevsimde her daim güneşli havası ile içimizi ısıtırken otellerin dolulukları azaldığı için de düşen fiyatları cebimizi güldürüyor. Kalabalıkların bittiği bugünlerde masmavi denizinde sakinliğin tadını çıkarabilirsiniz. Vize yok, pasaport yok, yabancı dil sorunu yok, uzun uçuş süreleri yok, yüksek bedeller yok. Kafanız rahat hazırlayın bavulunuzu alın yanınıza sadece nüfus cüzdanınızı bir saatlik uçuşla hop yavru vatan Kıbrıs’tasınız. İndirimli fiyatlarla birbirinden güzel otellerden birini seçin sonrada kendinizi Akdeniz’in berrak sularına bırakın.

Tüm zamanı ise otelin sahilinde geçirmemek lazım çünkü adada keşfetmeniz gereken çok güzel bir doğa, birbirinde etkileyici tarihi yapılar ve geniş bir kültür mirası var.

 

Yavru vatanı özgürce keşfetmek için en kolay yöntem araba kiralamak. Fakat Kıbrıs’ta trafiğin tersten aktığı unutmamak dikkatli olmak gerek. Kuzey Kıbrıs’ı gezmeye Girne’den başlayın. Kendinizi Akdeniz’in en gözde tatil yerinin sokaklarına atın. Girne, Kıbrıs’ın en turistik, en cıvıl cıvıl ve en gezilesi liman kenti. Bu şehir sadece gündüz değil gece de yaşıyor, gece hayatıyla gerçekten eğlendiriyor. Girne limanını ve kalesini görmeden,  yakınlarında yer alan Kıbrıs Evi’nde Kıbrıs’a özgü yemekleri tatmadan dönmeyin. Kıbrıs’ın molehiya, pirohu, pilavuna nor böreği, lalangı gibi çok farklı yöresel lezzetleri var ,tüm bu lezzetleri Kıbrıs evinde tadabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bellapais Manastırı, Mavi Köşk, Karmi Köyü, Karaoğlanoğu Şehitliği ve Müzesi, Ağa Cafer Paşa Camii, St Hilarion Manastırı ve Hz Ömer Türbesi Girne çevresinde görmeniz gereken birbirinden özel yerler. St. Hilarion manastırının manzarası o kadar etkileyici ve güzel ki efsaneye göre Disney logosuna bile ilham olmuş. Bellapais Köyü, bir tarafta muhteşem deniz manzarası diğer tarafta Beşparmak Dağları’nın engin manzarası yanı başında ise gotik mimarinin en güzel eserlerinden Bellapais Manastırı ile gerçekten çok özel bir yer. Uçurumun hemen üzerinde yer alan Bellapais Manastırı, bugünlerde klasik müzik konserleri ve çeşitli müzik festivallerine ev sahipliği yapıyor. Ada’nın en şık ve en romantik restoranları da bu köyde bulunuyor.

Buradan ayrılıp Beşparmak dağlarının eteklerine denizden 350 metre yükseğe çıkalım. Karmi (Karaman) daracık sokaklı, çiçeklerle süslü ve her biri bakımlı estetik evlere sahip bir İngiliz köyü. 1800’lü yılların sonlarından 1960’lı yıllara kadar ada İngiliz sömürgesi altındayken, adayı ziyaret eden ariskot kesim İngilizler, harika bir doğaya sahip bu bölgeye yerleşmeye karar vermişler ve köye harika mimariye sahip muhteşem villa ve köşkler yapmışlar.

Girne’den yaklaşık bir saatlik yolculuk ile adanın ortasında yer alan, Dünya üzerinde Türkiye’den başka hiçbir milletin tanımadığı başkent Lefkoşa’ya ulaşabilirsiniz. Dünya’da sınırla bölünmüş iki ayrı ülkenin de başkentliğini yapan tek şehir. Çok etkileyici değil mi? Savaşın ve barışın tüm varlığını bu başkentte gözlemlemek mümkün. Daracık tarihi sokaklarında kaybolacağınız, hanlarında çay kahve yudumlayacağınız ve alışverişe doyacağınız çok keyifli bir çarşısı var. Kıbrıs’ın en gösterişli yapılarından birisi olan Selimiye camisini de hemen dikkatinizi çekecek. En önemli özelliği ise  katedral olarak inşa edilip daha sonra camiye çevrilmiş olması. Barbarlık müzesi ise sanırım Kıbrıs gezisi sırasında canınızı en yakacak yer olacak ne yazık ki o müzeyi gören birinin insanlığından utanmaması mümkün değil.

Lefkoşa’dan sonra artık adanın doğusuna o meşhur altın kumsallı plajlara ulaşma vakti. Zamanınız var ise adanın en ucuna Karpaz yarımadasına kadar gidip Kıbrıs’ın gülen eşekleri ile tanışıp dünyaca ünlü altın kumsallarında yüzmenizi tavsiye ederim. O kadar uzun yol gitmek istemezseniz doğunun liman kenti Gazimağusa’da da altın kumsallı plajlardan bulabilirsiniz. Tarihin izlerini taşıyan Lala Mustafa Paşa Camii, Salamis Antik kenti, Namık Kemal Zindanları mutlaka görülmeli. 1974 öncesi Akdeniz’in en ünlü tatil merkezlerinden biri olan Maraş, Kıbrıs’ı ikiye ayıran Yeşil hat tampon bölgesi haline gelmiş ve artık yasak bölge konumunda hayalet şehir diye anılıyor. Fotoğraf çekmenin, tel örgüleri geçmenin yasak olduğu bu bölgeyi savaşın ve anlaşmazlıkların simgesi gibi, 39 yıldır terk edilmiş vaziyette duruyor.

Kıbrıs’a kadar gelmişken dillere desten hellim peynirini ve Şeftali kebabını yemeden dönmek olmaz.  Hellim peyniri Kıbrıs’ta her yerde. Salatası, böreği, kızartması, köftesi derken her türlü servis ediliyor. Tabii tatil dönüşü almadan eve dönmek olmaz.

Şeftali kebabının ise bu yemeği ilk yapan kişi Şef Ali’den geliyor. Dilden dile şeftali kebabı olmuş şeftali kebabı. Şeftali kebabını yemek isterseniz en meşhur restoranlar Eziç ve Niyazi’s. Kıbrıs yöresel tatlarını da Girne’deki Kıbrıs Evinde bulabilirsiniz.