Cumhurbaşkanlığında Barış ve Özgürlük Bayramı resepsiyonu düzenlendi
21 Temmuz, 2026
20 Temmuz Barış Harekatı’nın 52’nci yıl dönümü nedeniyle Atatürk Anıtı önünde tören düzenlendi
21 Temmuz, 202620 Temmuz Barış Harekatı’nın 52’nci yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda resmigeçit töreni düzenlendi.
Törene; Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Beşinci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, KTBK Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, GKK Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, ana muhalefet Cumhuriyetci Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, bazı bakanlar, konuk bakanlar, milletvekilleri, askeri erkan, kurum, kuruluş, dernek temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Törende, konuk olarak adaya gelen bazı siyasi parti temsilcileri ile Türkiye ve Azerbaycan’dan heyetler de yer aldı.
Törende, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erhürman, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen resmigeçit töreninde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türk halkı, bu adada iki eşit kurucu ortaktan biridir. Adanın asli unsuru, eşit sahibidir. Azınlık değildir ve hiçbir zaman olmayacaktır.” ifadelerini kullandı.
Çözüm ister gibi görünmeyi değil, çözümü istediklerini vurgulayan Erhürman, “müzakere olsun diye müzakere”, “5+1 olsun diye 5+1” istemediklerini belirtti. Erhürman, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in söylediği gibi “sonuç odaklı olunması ve Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesi” doğrultusunda sonuç alınması gerektiğini kaydetti.
Erhürman, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini açıkça ortaya koymaya devam ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erhürman, 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı’nın üzerinden 52 yıl geçtiğini belirterek, “Kimileri Kıbrıs’ta ‘sorun’un bu tarihten başladığını anlatıyor durmadan. Oysa 1963’te, 1963-1974 arası da, 15 Temmuz 1974 de var bu adanın tarihinde…” dedi.
“Faşist Yunan Cuntası’nın Kıbrıs’taki uzantılarıyla birlikte adanın Yunanistan’a bağlanması için gerçekleştirdiği darbenin tarihidir 15 Temmuz 1974…” diyen Erhürman, garantör ülke Türkiye’nin silahlı kuvvetlerinin Kıbrıslı Türk mücahitlerle birlikte gerçekleştirdiği Barış Harekatı olmasaydı, darbeyi gerçekleştiren Cunta’nın Kıbrıslı Türklere, hatta “hain” olarak niteledikleri Kıbrıslı Rumlara da neler yaşatacağının aşikar olduğunu kaydetti.
1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmuş olmasının da aslında tarihi algılar üzerinden değil, olgular üzerinden okumak isteyenler açısından bir gösterge olduğunu belirten Erhürman, “Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1977-1979 Denktaş-Makarios, Denktaş-Kiprianu anlaşmalarının çerçevesi içindeydi. Hatta çerçevenin çizilmesindeki ana unsurlardan biriydi.” dedi.
Tarihi, olgulardan ve gerçeklerden uzaklaşarak, algılar üzerinden yazmaya çalışmanın nafile bir çaba olduğunu söyleyen Erhürman, tarihi bilmenin ve geleceği şekillendirirken bu bilgiden yararlanmanın şart olduğunu dile getirdi.
Erhürman, “Ne tarihi öğrenip öğretmekten, ne de geleceği şekillendirme çabasından ve ileriye bakmaktan vazgeçilmelidir.” dedi.
Kıbrıs Türk halkının on yıllardır çok açık bir şeyi dile getirdiğini belirten Erhürman, “Bu halk bu adada iki eşit kurucu ortaktan biridir. Adanın asli unsuru, eşit sahibidir. Azınlık değildir ve hiçbir zaman olmamıştır ve olmayacaktır. Tarihi bilmekte, yaşanan acıları dün gibi hatırlamakta ama çocuklarının geleceği için iyi niyetle çaba göstermekten de asla kaçınmamaktadır.” diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yer almadığı ve Kıbrıs Türkü’nün haklarının yok sayıldığı hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağını vurgulayarak, “Anavatan ve garantör Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün kendi devletinin çatısı altında özgür, onurlu ve güvenli biçimde yaşaması için KKTC’nin yanında olmaya devam edecektir.” dedi.
Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün, iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olacağını belirten Yılmaz, Kıbrıs Türkü’nü azınlık statüsüne indirgeyen ve geleceğini Rum tarafının iradesine bırakan yaklaşımların çözüm üretmeyeceğini söyledi.
“Siyasi eşitlik temelinde kurulan ortaklık düzenini bozan ve iki halk arasına düşmanlık tohumları eken taraf hiçbir zaman Kıbrıs Türkü olmamıştır.” diyen Yılmaz, uluslararası toplumu Kıbrıs Türkü’nün sesini duymaya, iradesine saygı göstermeye ve uzun yıllardır devam eden adaletsiz uygulamalara son vermeye davet etti.
Anavatan ve garantör Türkiye’nin güçlü desteğiyle Kıbrıs Türk halkının kendi vatanında ve şanlı bayrağının altında hürriyet, refah ve güven içinde yaşamaya devam edeceğini kaydeden Yılmaz, “Kıbrıs hiçbir zaman bir Rum adası olmayacaktır.” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Türk gençliğinin maruz kaldığı izolasyonlara da değinen Yılmaz, gençlerin dünyadan kopmasına ve imkânlarının sınırlandırılmasına izin vermeyeceklerini belirterek, “Birileri kapatmaya çalışsa da bizler yeni kapılar açacak ve yolumuza devam edeceğiz.” dedi.
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen törende konuşan Yılmaz, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52’nci yıl dönümü vesilesiyle Kıbrıs Türk halkının bayramını kutlayarak, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Türk milletinin selam ve tebriklerini iletti.
Kıbrıs Türk halkının hürriyet mücadelesi uğruna canlarını adanın yollarına seren şehitleri, mehmetçik ve mücahitleri rahmet ve minnetle yâd eden Yılmaz, kahraman gazilere şükranlarını sundu.
Yılmaz, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçekleştirilmesinde yüksek sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, Alparslan Türkeş’i ve emeği geçen tüm devlet ricalini rahmet ve minnetle andı.
Kıbrıs Türklerini üstün liderlikleriyle bir araya getiren Dr. Fazıl Küçük ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı da anan Yılmaz, “Onların öncülük ettiği varoluş mücadelesi, 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin kararlı müdahalesiyle taçlanmıştır.” dedi.
“Türkiye, Kıbrıs Barış Harekâtı’yla, 1960 Garanti Antlaşması’nın garantörlere yüklediği tarihi, hukuki ve insani sorumluluğu yerine getirmiştir.” diyen Yılmaz, Zürih ve Londra Antlaşmaları ile Kıbrıs Türk halkını anavatanın garantisine kavuşturmada büyük emeği bulunan Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu’yu da rahmet ve şükranla yâd etti.
Harekâtla Kıbrıs Türkü’nün 1963-1974 yılları arasında yaşadığı 11 yıllık zulüm ve çile döneminin sona erdiğini belirten Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin kendi vatanlarında huzur ve güven içinde yaşayabileceği şartların tesis edildiğini söyledi.

