Akdeniz’in ortasında bir inci: Kuzey Kıbrıs’ta gezilecek yerler

Kuzey Kıbrıs gibi nevi şahsına münhasır bir adanın Türkiye’ye bu kadar yakın olması ve ulaşım kolaylığı, adaların ruhunu, atmosferini ve rahatlığını sevenler için eşsiz bir avantaj. Brandlifemag.com editörlerinin kaleminden Akdeniz’in ortasında bir inci Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti…

Kuzey Kıbrıs, altın rengi kumsalları, farklı lezzetler sunan mutfağı, hayattan zevk almasını bilen rahat mizaçlı ada halkı ile insanı kendisine hemen bağlayan adalardan. Üstelik keyif düşkünlerinden tarih meraklılarına, gurme tatlar peşinde koşanlardan alternatif adresler arayanlara, her türlü beklentiye ve zevke hitap edecek seçenekleri barındırmasıyla da her daim cazip.

Yaz aylarındaki nem oranı insanı çileden çıkaracak kadar yüksek olabildiğinden, ona en çok yakışan ilkbahar ve sonbahar aylarında Kuzey Kıbrıs’ın tadına doyum olmuyor.

Bu kendine özgü deyimleri, gelenekleri ve ritmi olan adaya kolayca alışır, Kuzey Kıbrıs’tan ya da ada halkının deyimiyle ‘Kıprıs’tan her dönüşünüzde biraz daha ‘adalı’ olursunuz; saçlarınıza ve teninize bir tutam daha Akdeniz mavisi ve tuzu bulaşır.

Girne Yat Limanı civarındaki daracık sokakların sakinliğini ve atmosferini yaşamak için kafelerden birinin kapı önündeki sandalyelerine ilişip, günlük hayatın yavaş ritminin tadını çıkarmaya başlayınca, ‘adalı’ olmanın ilk ritüelini yerine getirmiş olursunuz.

Türkiye’de çay alışkanlığı neyse Kuzey Kıbrıs’ta da ‘Con Kahve’ o. Dolayısıyla bu ritüele uyarak, Türk kahvesine göre daha hafif olan ve günün her saati ikram edilen ‘Con’ kahveden yudumlamaya hazır olun.

Deniz, kum ve güneş için Girne’de yer alan Escape Beach, Kervansaray ve Camelot gibi plajlar sonbahar aylarında her zamankinden daha güzel olur. Ayrıca Kervansaray Plajı, Girne’de günbatımının en güzel izlendiği adreslerden, üstelik denizden çıkmadan günbatımı izleyebilmek eşsiz.

Denizle vedalaşabilirseniz, güneşi mutlaka Bellapais Manastırı’nın yanındaki restoranın eşsiz manzaraya hakim masalarından birinde uğurlayın.

Adadaki rehavet ve denizin güzelliğine mola verdiğinizde, Kuzey Kıbrıs’ın binlerce yıldır pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış ve hemen herkesin ilgisini çekecek kadar zengin tarihine dalabilirsiniz.

Girne’yi adeta kuşbakışı süzen eşsiz konumuyla, dönemin koşullarında nasıl yapıldığı hala merak uyandıran ve insanın aklını başından alan St. Hillarion Kalesi, gece aydınlatıldığında şövalyelerin hala orada yaşadığını hissettiren büyüleyici bir şatoya dönüşüyor.

Bellapais Manastırı ise Girne’nin en güzel manzaralarından birine sahip ve mimarisiyle oldukça etkileyici bir yapı. Manastırın içinde, ilkbahar ve yaz aylarında Bellapais Klasik Müzik Festivali düzenleniyor. Lawrence Durrell’in Beylerbeyi Köyü’ndeki ‘Tembellik Ağacı’ adını verdiği dut ağacının altında yazdığı, Bellapais Manastırı’nı da içine alan ‘Bitter Lemons’ (Acı Limonlar) kitabının hatırına Bellapais’i görmeden dönmemek gerekiyor. Girne’de marinanın hemen yanı başında yer alan Girne Kalesi de ziyaretçileri çeken yerlerin başında geliyor.

Deniz kenarından uzaklaşıp Lefkoşa’ya uzandığınızda, Büyük Han’a ve civarındaki sokaklara mutlaka zaman ayırın; çünkü burada vakit geçirmek başlı başına bir keyif.

Geleneksel Osmanlı Dönemi mimarisine sahip Büyük Han’ın alt katında, Kuzey Kıbrıs mutfağının lezzetli hamur işlerini tadabileceğiniz kafeler ve hediyelik eşya dükkanları bulunuyor.

Üst kattaki el sanatları atölyelerinde ipek böceği kozasından yapılmış panolar, ahşap, boncuk, seramik ve deniz kabuklarından yapılmış takılar ve objeler Büyük Han’ın otantik atmosferini çok iyi tamamlıyor.