Cumhurbaşkanı Tatar: “Maraş’ta ikinci adım uluslararası hukuk ile insan haklarına uygun şekilde mağduriyetlerin giderilmesi için atılmıştır”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Maraş ile ilgili ikinci adımın uluslararası hukuka ve insan haklarına uygun, mağduriyetlerin giderilmesi için atıldığını belirtti.

Tatar, “Rum Yönetimi, bu açılımı engellemeye yönelik olarak her yolu ve yöntemi kullanmakta,  Taşınmaz Mal Komisyonu’na  başvuracak  olan  kendi vatandaşlarını tehdit etmekte, korku salmaktadır. Bunların yansıra üçüncü  ülke vatandaşlarının  da Güney’den KKTC’ne  geçişleri  çeşitli gerekçelerle engellenmektedir. İşte insan haklarına aykırı olan Rum Yönetimi’nin bu tutumudur” dedi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın kapalı Maraş açılımı ve Rum-AB  tutumuyla ilgili olarak   şu açıklamayı yaptı:

“Rum Yönetimi,  geçmişten bu yana yaptığımız diyalog ve uzlaşı çağrılarına olumsuz yanıt verirken, köhnemiş hakimiyetçi zihniyetini ve Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkma girişimlerini sürdürmektedir. Elbette ki buna karşı seyirci kalmamız mümkün değildir. Rum Yönetimi, federal temele dayalı özüm şekli ile  halkımızı azınlık yapmayı hedeflerken bir diğer hedefi de Türkiye’nin garantörlüğü aldırmak ve Türk askerini Kıbrıs’tan  uzaklaştırmaktır.  Kıbrıs konusuyla ilgili 1968 yılında başlayan müzakere süreçleri de Rum tarafının  olumsuz  tutumu nedeniyle  başarısızlıkla sonuçlanırken,  özellikle  Annan Planı  referandumu ve Crans Montana’da  yaşananlar federal  temele dayalı bir  çözüm şeklinin mümkün olmadığını bir kez daha göstermiştir.  Bunların neticesinde de  Kıbrıs’ın ve bölgenin yararına olan egemen eşit iki devletin varlığına dayalı çözüm  tarafımızdan gündeme getirilmiş ve Cenevre’de müzakere masasına konulmuştur.  Bu çözüm önerimizden geri adım atmamız da asla mümkün değildir.
Bu arada, 47 yıldır çürümeye terk edilen kapalı Maraş konusunda da 2020 yılında  büyük büyük bir açılım başlatılmış, uluslararası hukuk dikkate alınarak  Kapalı Maraş’ta kamuya ait bazı bölgeler ile deniz sahilinin bir bölümü halkın kullanımına açılmıştır. Bu açılımın yankıları devam ederken,  20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nın 47’nci yıldönümünde açıklamış olduğum gibi  kapalı Maraş açılımının ikinci aşamasına geçmiş bulunuyoruz.
Buna göre de;  KKTC’nin bir parçası olan kapalı Maraş’ı açma kararımız, yıllardan beridir mallarına ve mülklerine  gidemeyen eski sakinlerinin ve  hak sahiplerinin  mülklerinin iadesini mümkün kılacak son derece önemli bir açılımdır. Amacımız mağduriyetleri gidermektir. Bu açılım Taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden  gerçekleştirilecektir. Bu çerçevede  kapalı  Maraş’ın  yüzde üç buçuğuna tekabül eden bölgenin askeri bölge statüsü kaldırılmıştır. Bu adımla  iade talebiyle  başvura hak sahiplerine  Taşınmaz Mal Komisyonu’nun  bu yönde bir karar vermesine olanak sağlanacaktır. Bu açılım, uluslararası hukuka ve insan haklarına uygun bir şekilde  gündeme getirilirken, AB ile bazı ülkelerden güç ve cesaret alan Rum Yönetimi, bu açılımı engellemeye yönelik olarak her yolu ve yöntemi kullanmakta,  Taşınmaz Mal Komisyonu’na  başvuracak  olan  kendi vatandaşlarını tehdit etmekte, korku salmaktadır. Bunların yansıra üçüncü  ülke vatandaşlarının  da Güney’den KKTC’ne  geçişleri  çeşitli gerekçelerle engellenmektedir. İşte insan haklarına aykırı olan Rum Yönetimi’nin bu tutumudur.
Annan Planı ile ilgili referandum sürecinde ‘Kıbrıs Türkleri evet derse izolasyonlar ile ambargolar kaldırılacak, Kıbrıs Türkleri açıkta ve soğukta bırakılmayacak’ sözlerini veren AB, bu sözlerin bir tekini bile yerine getirmezken, ‘hayır’ diyen Rum tarafını tek yanlı ve haksız bir şekilde üyeliğe almıştır. Verdiği sözleri yerine getirmeyen, Kıbrıs Türk halkının haklarını ayaklar atında çiğneyen AB, şimdi ise  kapalı Maraş açılımımıza  karşı çıkarken, Rum yanılışı bir tutumla  uluslararası hukuktan ve insan haklarından bahsetmektedir. Bu da AB’nin ne kadar ilkesiz ve iki yüzlü olduğunu bir kez  daha gözler  önüne sermektedir.
Uluslararası  hukuk  ile insan haklarını, Kıbrıs Türk halkı katledilirken, katliam çukurlarına gömülürken, aç ve susuz bırakılırken, bütün hakları ayaklar atında çiğnenirken  seyirci kalanlardan öğrenecek değiliz.  Kim ne yaparsa yapsın, kim ne söylerse söylesin Anavatan Türkiye tarafında desteklenen egemen eşit iki devletin varlığına dayalı çözüm önerimiz müzakere masasındadır. Kapalı Maraş açılımımız da devam edecektir. Asla geriye dönüş olmayacaktır.”