KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar SABAH’a konuştu: Türkiye’nin desteği olmadan Kıbrıs davasını yürütemeyiz

İSA TATLICAN

 

Tatar: Batı, anavatan Türkiye’nin bizden elini çekmesini ve Kıbrıslı Türklerin de pes etmesini hedeflemekte. Kıbrıs davasında Sayın Erdoğan ile sürekli istişare halinde politikalarımızı geliştiriyoruz

Geçtiğimiz hafta Cenevre’de gerçekleştirilen gayrıresmi Kıbrıs görüşmeleri, beklenildiği gibi Rum kesiminin uzlaşmaz tavrı nedeniyle ortak bir zemin bulunamadan sona erdi. 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın “Ankara’nın Papağanı” şeklindeki sert sözleri ve Rum lider Anastasiadis’in küstah açıklamaları KKTC’de tansiyonu yükseltti. Peki Cenevre’de ne yaşandı? Kıbrıs Türklerinin 1960 yılından bu yana süregelen mücadelesi hangi aşamada? Merak edilen tüm soruları KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a sorduk

KIBRIS DAVASI KKTC VE TÜRKİYE’NİN ORTAK MÜCADELESİDİR

Kıbrıs davası Türkiye ile KKTC’nin ortak ve müşterek bir davasıdır. Kıbrıs Türk halkı olarak Türkiye’nin desteği olmadan bu işi yürütmemiz mümkün değildir. Sayın Erdoğan ile sürekli istişare ederek bu politikayı geliştirdik. Başbakan olduğum dönemde Akıncı’nın sözleri hem Türkiye’yi hem de bizi geriyordu. Sayın Erdoğan’ın talimatlarıyla Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bize yüzde yüz destek olmuştur. Şimdi kamuoyu yaratmamız lazım. Bunun için de Türkiye’nin desteğine ihtiyacımız var. Sayın Erdoğan’ın bu konuda Kıbrıs davasına tam desteğini aldık. Bunun için kendisine çok teşekkür ediyorum.

CENEVRE’DE BİR İLK GERÇEKLEŞTİ

Biz yapıcı ve gerçekçi bir tutum ile Kıbrıs adasında pratik, adil ve sürdürülebilir bir uzlaşının egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statü zemininde mevcut iki Devlet’in iş birliğiyle sağlanabileceğini masaya getirdik. Tarihte yeni bir sayfa açarak böyle bir uzlaşının sağlanması için altı prensipten oluşan bir öneriyi de tüm ilgili taraflara ilettik. İlk kez Kıbrıs Türk tarafının iki Devlet’in iş birliğine dayanan çözüm önerisi de resmen BM’ye iletilmiş oldu. Dolayısıyla, görüşmenin amacı hasıl olmuştur. Lakin, uzlaşı için ortak zemin bulunamamıştır. Zemin arayışı doğrultusunda BM 2-3 ay içerisinde bir gayriresmî görüşme daha düzenlemeyi planlamaktadır.

MUSTAFA AKINCI KENDİNİ KANDIRIYOR

Mustafa Akıncı’nın vizyonu bizden çok farklı. İki devletliliğin mümkün olmadığını ve federasyondan başka çare olmadığını düşünüyor. Diyelim ki iki devlet kabul görmedi. Federasyon olacaksa böyle kalması Kıbrıs Türk varlığının menfaatinedir. Ben AB’ye kapağı atıyorum, Türkiye’de buradan gitsin. Böyle bin dünya yok Eşitlik bir kandırmacadır. Kendilerini de Kıbrıs halkını da yanıltmaktadırlar. Stratejik olarak Doğu Akdeniz’in öneminin daha da arttığı bu dönemde bizim Türkiye ile birlikte hareket etmemiz gerekir. Egemenliğimiz kabul görmeden asla bir oyuna gelmemeliyiz. Rum oyunlarına gelenleri de kınıyorum.

 

KIBRIS TÜRKLERİ ADADA EŞİT HAKLARA SAHİPTİR

Geçmişten de görülebileceği gibi, Rum tarafı Türk tarafının, kendisi ile “eşit” statüde olduğunu kabul etmeyerek, üzerimizde hakimiyet kurma arayışında olmuştur. Ortaklık 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni silah zoru ile işgal edilmesinin de, 1968-2017 yılları arasında BM gözetiminde yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalmasının da altında yatan sebep Rumların Türklerin özünde sahip oldukları eşit statü ve egemen eşitliklerini reddetmesinden kaynaklanır.

Kıbrıslı Türklerin adadaki egemenlikleri ve eşit statüleri 1960 yılında adadan çekilen İngiliz sömürge yönetiminin kendilerine devrettiği haktan neşet eder. Bu hak Kıbrıslı Rumlara da Kıbrıslı Türklere de eşit olarak verilmiştir. Bir halk diğerinden üstün değildir, hiç bir zaman olamadı, bu günden sonra da olamaz.

TÜRKİYE’NİN ADA’DAN ÇEKİLMESİNİ İSTİYORLAR

Rum tarafı üzerimize kurguladığı statüko ile bir taraftan Türkiye’nin elini adadan çekmesini beklerken, diğer taraftan bizim üzerimize aktif lobi uygulayarak yarattığı kısıtlama ve izolasyonlardan bıkıp GKRY altında imtiyazlı azınlık hakları ile yaşamayı kabul etmemizi arzulamaktadır. Bu gerçekler söylem ve icraatlarında da açıkça görülmektedir.

Rum tarafının istediği “eşit”ler arası kurulan bir federasyon değildir. Hiç bir zaman da olmadı. 1960’ta kurulan Ortaklık, Kıbrıs Cumhuriyetini de İngiliz idaresinden kurtulup adayı Yunanistan’a bağlamak için bir basamak olarak görmüştür. Makarios’un Ortaklık Cumhuriyeti’nin ilk günlerinde verdiği böyle tarihe damgasını vurmuş bir de konuşması vardır. Nitekim on yıllardır federal tabanlı hazırlanan tüm çözüm önerilerini Rum tarafı reddetmiştir.

SAMİMİ OLMADIKLARINI CENEVRE’DE GÖRDÜK

Dolayısıyla, Cenevre’de masaya getirdikleri eski ve oyalama politikasına hizmet eden sözde federasyon istekleri kesinlikle samimi değildir. Bu meselede ortak ve eşit söz hakkına sahip bir taraf olarak biz artık bu durumun sürmesine daha fazla izin vermeyeceğiz. Anavatan Türkiye’de bu yolda tam destekçimizdir.

KIBRIS TÜRKLERİNİN PES ETMESİNİ İSTİYORLAR

Aleyhimize kurgulanan, gelişimimizi engellemeyi hedefleyen ve bir yıldırma politikasına hizmet eden “zeminsiz” federasyon ısrarı Rum tarafının zamana oynamasının bir ürünüdür. Bu süre zarfında Anavatan Türkiye’nin bizden elini çekmesini ve Kıbrıslı Türklerin de pes etmesini hedeflemektedirler. Federasyon müzakereleri altında on yıllardır detaylarda kaybolundu ve bir uzlaşı sağlanamadı Bunun sebebi nettir: taraflar prensipte hemfikir değildir. Prensip eşitliktir. Taraflardan biri, ki bu Rum tarafıdır, bizi kendine eşit kabul etmiyor. Bu doğrultuda, biz, BMGS’nden sunmuş olduğumuz öneri altında önce tarihten gelen ve özünde var olan eşit statü ve egemen eşitliğimizin güvence altına alınması için harekete geçmesini talep ettik. Resmi müzakereler ancak bu eşitlik onandığı zaman başlayabilir.

BU MUAMELEYİ KABUL ETMİYORUZ

AB, Annan Planı ile ilgili referandumda verdiği sözlerin bir tekini bile yerine getirmemiştir. AB, “Kıbrıslı Türkler evet derse, izolasyonlar ve ambargolar kalkacak”, “Referandumda hayır diyen taraf cezalandırılacak”, “Evet diyen taraf ödüllendirilecek” şeklinde sözler vermesine rağmen, “evet” diyen Türk tarafı hala daha cezalandırılmaktadır. AB’nin bu meselede taraf olduğu ve her zaman dayanışma ilkesi altında, referandumda hayır demesine rağmen AB üyesi olan GKRY ve Yunanistan’ın yanında olarak bizim hak ve çıkarlarımızı görmezden geldiği ortadadır. Biz bu muameleyi kabul etmiyoruz, samimi de bulmuyoruz. Batı, eğer Kıbrıs’ta bir uzlaşı olmasını istiyorsa, bunun yolu, Kıbrıs adasında 1964 yılından buyana unutturulmaya çalışılan, ama özünde var olan, iki halk arasındaki dengeyi eşitlemekten geçer.

ASIL SOYKIRIM KIBRIS’TA YAPILDI

Büyük bir talihsizlik olarak nitelendiriyorum. Kesinlikle soykırım yaşanmamıştır. Tarihi belgeler soykırım olduğunu göstermemekte, Osmanlı yönetimi Kıbrıs’ta olduğu gibi her zaman hoşgörülü olmuştur. Biden eğer soykırım görmek isterse, kendisini 1963-1974 yılları arasında BM’nin gözleri önünde Rum ve Yunanistan’ın Kıbrıslı Türklere, hamile, kadın, bebek ve çocuk ayırmadan yaptıkları toplu katliamları soykırım olarak tanımaya davet ederim.

KURAN KURSLARI ANAYASAYA AYKIRI DEĞİLDİR

KKTC Anayasası her vatandaşa dini inançlarını ve kutsal kitaplarını öğrenme hakkı ile kendi inançları doğrultusunda ibadet etme özgürlüğünü sağlamaktadır. KKTC’de din eğitimi almak Anayasaya aykırı olmadığı gibi Din İşleri Başkanlığı da Devlet’in dini alanlarda faaliyet gösteren bir kurumudur.

Anayasa Mahkemesi’nin bahse konu kararı ile yasal düzenlemede bir eksiklik olduğu ortaya çıkmıştır. Bu eksikliğin giderilip, gereken yasal düzenlemelerin yapılması için çalışma başlatılmıştır. Bu doğrultuda kurslar, Din Hizmetleri Eğitimi ve Halkla İlişkiler Birimi bünyesinde, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın izni, gözetimi ve denetimiyle düzenlenebilecek ve sınav yapılarak, başarılı olanlara hafızlık belgesi verilebilecektir. İvedilikle bu yasal düzenlemenin hayata geçirilmesinin takipçisiyim.

KKTC PANDEMİYİ İYİ YÖNETTİ

Biz salgın yönetimini en iyi yöneten ülkelerden biri olarak, Anavatan Türkiye’nin de yardım ve destekleriyle halkımızı aşılamada iyi bir yol kat etmiş bulunmaktayız. Turizm için gerekli planlama yapılarak ekonomimizi canlandırmak için çalışmalarımız tamamlanmak üzeredir. Halihazırda geçtiğimiz günlerde kapalı turizm başlamıştır. Vaka sayıları göz önüne alınarak Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi tavsiyeleri doğrultusunda güncellenecek tedbirler ışığında yaz aylarında turistlerin KKTC’ye gelmesi beklenmektedir.

Gelişen sağlık altyapımızla iyi eğitilen sağlık çalışanlarımızla, KKTC olarak başarılı bir şekilde süreci yönetiyoruz. Covid-19 süreci bu nedenle KKTC’de özgüveni artırmasıyla, çok sayıda yurt dışında yaşan vatandaşlarımız için de KKTC’ye dönüş yapmak istediklerini dile getiriyorlar.

FETÖ’YE KKTC’DE ASLA GÖZ AÇTIRMAYIZ

KKTC’de güvenlik teşkilatımız Türkiye ile işbirliği içerisinde buradaki FETÖ uzantıları ile mücadele ediyor. Bizim burada FETÖ gibi bir örgüte göz yumacak halimiz yok. Türkiye ile çok yakın ilişkiler içerisinde olan Doğu Akdeniz’de bir Türk devletiyiz. FETÖ gibi bir örgüte taviz asla verilemez. Gereği ne ise yapılır. FETÖ ile bağlantısı olan kişiler de Türkiye’ye iade edilmiştir.