Oktay: “Türkiye ne bir karış toprağını, ne de denizindeki bir damla suyunu hiç kimseye vermez”

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin, “Değil Yunanistan, kim olursa olsun, Türkiye ne bir karış toprağını ne de denizindeki bir damla suyunu, hele hele gelecek nesillerin hakkını hiç kimseye ama hiç kimseye vermez. Bedeli ne olursa olsun.” dedi.

Oktay, CNN Türk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Oktay, “Doğu Akdeniz’de durum nedir? Bizim gemimiz nerede şu anda?” soruları üzerine, “Doğu Akdeniz’de lokasyona takılmamak gerektiğini” söyledi.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusunda, “Bizim bir kıta sahanlığımız var. Kendi bulunduğumuz alanda araştırmamızı yaparız. Karadeniz’de nasıl yapıyorsak, burada da yaparız” dediğini ifade eden Oktay, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin kıta sahanlığında istediği yerde araştırma yapacağını, bunun için de kimsenin iznine veya onayına ihtiyacı olmadığını vurguladı.

Türkiye’nin kıta sahanlığına ve Yunanistan’ın Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki iddialarına ilişkin bazı haritaları gösteren Oktay, Türkiye’nin araştırmalarına devam edeceğini, aldığı ruhsatlar çerçevesinde KKTC’nin de hem sismik hem de sondaj araştırmalarını sürdüreceğini belirtti.

Yunanistan’ın tezlerinin kabul edilmesi halinde Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki deniz sınırlarının nasıl olacağına ilişkin haritayı gösteren Oktay, “Uluslararası hukuku da bir tarafa bırakın, adam Allah’tan korkar. Vicdanı olan sorgular şunu” ifadelerini kullandı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye anakaraya hapsetmek isteniyor. Yeni bir Sevr ilan edilmek isteniyor. Biz bu Sevr’i yırtıyoruz” dediği konunun bu olduğunu belirtti.

Haritaları göstererek, Yunanistan’ın tezlerinin, üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye’den bir ticari geminin açık denizlere hareket edememesi anlamına geldiğini ifade eden Oktay, “Şimdi Kıbrıs meselesini anlayabiliyor musunuz? Kıbrıs’ın niye bu kadar önemli olduğunu anlayabiliyor musunuz? Fransa için, AB için, başkaları için Kıbrıs’ın ne demek olduğunu ve bizim için Kıbrıs’ın ne demek olduğunu anlayabiliyor musunuz?” diye sordu.

Anakaraların kıta sahanlığı bulunduğunu, adaların ve hele hele adacıkların kıta sahanlığının söz konusu olamayacağını belirten Oktay, şunları söyledi:

“Değil Yunanistan, kim olursa olsun, Türkiye ne bir karış toprağını ne de denizindeki bir damla suyunu, hele hele gelecek nesillerin hakkını hiç kimseye ama hiç kimseye vermez. Bedeli ne olursa olsun. Bu kadar net söylüyoruz. Hiç Türkiye olarak bizim, bugüne kadar, Yunanistan geçmişte yaptı, 2011’den sonra da yaptı, sismik ve sondaj çalışmaları veya Amerika’nın yaptığı sondajlar, Fransa’nın, İtalya’nın, Rusya’nın, hiç bizim çıkıp da herhangi birisine ‘Niye burada sismik çalışma yapıyorsunuz, niye sondaj çalışması yapıyorsunuz?’ dediğimizi duydunuz mu? Böyle bir şey var mı? Biz kendi kıta sahanlığımızda yapınca bütün dünya dönüyor, ne bilmem ne kapılarına dayanmadığımız kalıyor, ne bilmem nerelere gitmediğimiz kalıyor. Bizim bir şey yaptığımız yok. Biz, kendi toprağımızda ve kendi mavi vatanımızda sadece kendi hakkımız olan çalışmaları yapıyoruz. Nasıl ki biz kimseye karışmıyoruz, kimsenin de bize karışmasına müsaade etmeyiz. Bunu söylüyoruz.”

Fuat Oktay, bir aylık sürenin sonunda Mısır ile yapılan anlaşmanın karşılarına geldiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Şimdi Avrupa Birliği ile görüştüğünüzde ‘evet haklısınız.’ Ama yine aynı noktaya geliyor ‘ama’, aması ne? Bir AB üyesi. Güney Kıbrıs’ı nasıl AB üyesi yaptığınızı biliyoruz. Siz de bunu ifade ediyorsunuz ama sonuç değişmiyor. Peki nereye geliyor sonuç, tehditlere geliyor. Tehdit nedir yaptırım. Türk milletine, Türkiye’de yaşayan herhangi bir kişiye nereden olursa olsun hangi görüşten olursa olsun, bir şey yaptırmak istiyorsanız tehdit edin. Yaptırımlarla tehdit edin, başka bir şey ile tehdit edin, bu bizim sadece kararlılığımızı artırır.”

Avrupa Birliği’nin bu anlamdaki tehditlerinin bir şey ifade etmediğini kendilerine izah ettiklerini vurgulayan Oktay, “Şunu söylüyoruz, tehditler üzerinden bir çözüm çıkma şansı yok. Uluslararası ilişkilerde tehditler üzerinden gitmesi kadar yanlış bir şey yok. Dolayısıyla tehditlerden ziyade çözüm önerileri veya farklı mekanizmaların kurulması çerçevesinde gider. Avrupa Birliği’ni de buna davet ediyoruz biz sürekli. Türkiye açısından baktığımızda da tehditlerle iş yapan ne bir milletiz ne bir ülkeyiz.” diye konuştu.