Oktay: “Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağlar hiçbir şahıs ya da grubun özel gündem ya da hesaplarının ipoteği altına girmeyecek kadar köklüdür”

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağlar hiçbir şahıs ya da grubun özel gündem ya da hesaplarının ipoteği altına girmeyecek kadar köklüdür ” dedi.

15 Kasım Cumhuriyet Bayramı Dr. Fazıl Küçük Bulvarı Resmî Geçit Töreni’nde konuşan  Oktay, Kıbrıs’ı milli dava addettiklerini, Kuzey Kıbrıs’ın daima yanında olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Türk milletinin en kalbi selamlarını ve yürekten kutlama dileklerini ilettiğini söyledi ve şöyle devam etti:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, adada yüzyıllara dayanan Türk varlığının, Türk’ün istiklal aşkının ve sarsılmaz dirayetinin bir tezahürüdür.
1960 yılında kurulan ortaklık devletinden 1983’e uzanan yolda kardeşlerimizin verdiği çetin mücadeleyi unutmuyor, Kuzey Kıbrıs’ın mücahitlik ruhunu biz de gönüllerimizde taşıyoruz.
Milli davamız Kıbrıs konusunda da her zaman ortak anlayış ve ortak akla dayanan çözümlerden yana olduk.
60’lı yılların başından Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar geçen sürede, EOKA zihniyetinin adada Türkleri hedef alan kanlı saldırıları, köy baskınları ve Lefkoşa Kumsal olayları tarihe kara birer leke olarak kazınmıştır.
Günümüzde hala kayıplar listesinde olan ve nereye gömüldükleri bilinmeyen kardeşlerimiz bulunmaktadır.
Bu katliamlarda şehit olan Mehmet Emin amcalar, Mustafa Koççini’ler, Mürüvvet Hanımlar bizim ailemiz, bizim komşumuz; dökülen kan bizim kanımızdır.
Kıbrıs Türklerinin direniş ve diriliş destanı, böyle kapanmaz yaraları dağlayarak 1974’teki Barış Harekâtı ile taçlanan ve 15 Kasım 1983’te bağımsızlığa kavuşulmasıyla zirveye taşınan bir mücadeledir.
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan 9 yıl sonra nice zorluklarla kurulan Cumhuriyet, Kıbrıs Türkü’nün Ada üzerindeki vazgeçilmez haklarının teminatıdır.
Kıbrıs konusunda milli dava şiarımız sadece Kıbrıs Barış Harekâtı ya da sağlanan destekler ile sınırlı değildir.
Şanlı tarihimizin ışığında biz bu güzel adaya, 448 yıldır Selimiye’den okunan ezanlarla, Toroslar’dan Geçitköy’e akan sularla, bağlıyız.
Biz Kıbrıs’a şehit ve mücahitlerimizle, zulme karşı tek yürek mücadelemizle ve kardeşlik bağlarımızla sarılmışız.”
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağların hiçbir şahıs ya da grubun özel gündem ya da hesaplarının ipoteği altına girmeyecek kadar köklü olduğunu da vurguladı.
Oktay, bu köklü bağların geleceğinin gençlere emanet olduğunu ifade ederek, bu sebeple gençlerin, hem yakın hem uzak tarihin farkında olarak, kültürüne, değerlerine ve kardeşlik iklimine sahip çıkması gerektiğine işaret etti.
Oktay, “Gençlerimiz; bağımsızlığın, cumhuriyetin ve özgürlüğün kıymetini bilerek Kuzey Kıbrıs’ın daha da gelişmesi için her alanda öncü olmalıdır. Kıbrıs Türkü birlik, beraberlik ve dayanışma içinde oldukça daha parlak bir geleceğe sağlam adımlarla yürüyecektir.” dedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Kıbrıs’ta yarım asırdır devam eden müzakere sürecinde tüm samimiyet ve iyi niyetle her türlü gayreti gösterdiklerini ancak Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle bir sonuca ulaşılamadığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Bu süreçte Kıbrıs Türkü daima çözüm ve uzlaşı anlayışı içinde hareket etmiş, Rumların bozduğu ortaklığı yeniden tesis edebilmek için çözüm planlarına destek vermiştir.
Türkiye ise başından sonuna kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelecek tasavvuru için uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli mücadeleyi vererek Kıbrıs Türkü’nün yanında olmuştur.
Bölgemizde barışın ve istikrarın teminatı olarak, ahdi yükümlülüklerimiz temelinde Kuzey Kıbrıs için, üzerimize düşen ne varsa yapmaya devam ediyoruz ve edeceğiz.
Rum propagandasının arkasına sığınarak Kıbrıs Türkü’nü hiçbir yasal ve meşru dayanağı olmayan ambargo ve izolasyonlara mahkûm eden uluslararası toplumun adadaki gerçekleri görmezden gelmesi akıllara durgunluk vermektedir.
Kıbrıs Türkü’nün meşru mücadelesinde, tarihi sorumluluğumuzu yerine getirme yönündeki kararlılığımızı burada bir kez daha yinelemek isterim:
Kıbrıs Türk halkının hak ettiği refah seviyesine ulaşmasının engellenmesine ve Kıbrıs’ta mevcut statükonun sürdürülmesine izin vermeyeceğiz.
Gözlerini adanın gerçeklerine kapatan uluslararası toplumu Kıbrıs Türk Halkı’nın iradesine, tarihine ve geleceğine ilişkin niyetlerine saygı duymaya ve hakkaniyetten yana tavır almaya davet ediyorum.
Bu çağrı eşit hak ve bağımsızlık için zulmün karşısında korkusuzca duran ve bu toprakları bizlere vatan kılan şehit ve mücahitlere minnet borcumuzdur.”
Oktay, Türkiye olarak hak ve bağımsızlık için zulmün karşısında korkusuzca durmaktan hiçbir zaman vazgeçmediklerini ve vazgeçmeyeceklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Bu bilinçle hem terör örgütlerine karşı azim ve kararlılıkla mücadele ediyor hem de yapılan haksızlıklara karşı gönül coğrafyamızın yanında oluyoruz.
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, geçmişten bu yana bölgemizde yaşanan insani krizlere ve dayatmalara karşı yapıcı yaklaşımlardan yana tutum sergilemeyi sürdürüyoruz.
Güvenlik kaygılarını karşılayacak adımların, insani hassasiyetler korunarak da atılabileceğinin en açık ispatları 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve aynı ruhla gerçekleşen Suriye’deki harekâtlarımızdır.
Sınırlarımızda yuvalanan terör örgütlerini kullanarak, Suriye krizini ülkemize taşıma gayretleri, bizi bu meselede sahada fiilen var olmak durumunda bırakmıştır.
Sınırlarımızın güvenliğini ve Suriyeli mültecilerin yurtlarına emniyet içinde dönüşlerini sağlamak amacıyla yürüttüğümüz Barış Pınarı Harekâtı, bölgede huzurun teminatı olacaktır.
Kahraman Mehmetçiğimiz barış koridoru olarak belirlenen bölgenin her bir noktasını terörden temizlemeye ve kalan tuzakları yok etmeye başarıyla devam etmektedir.
Barış koridoru bölgesinde terörün kökü kazınana ve huzur hâkim olana dek oradayız.
Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi Türkiye’nin kimsenin toprağında ya da yer altı-yer üstü kaynağında gözü yoktur; olmamıştır.
Biz ilişkilerimizi bencillik, hırs ve düşmanlık gibi duygular üzerine değil insani, vicdani ve diplomatik zemin üzerine kuran bir ülkeyiz; bundan sonra da böyle devam edeceğiz.”
Fuat Oktay, Akdeniz Havzası, Suriye’de yaşanan insani kriz ve göçmen trajedileri yanı sıra Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginlikler ile de karşı karşıya olduklarına işaret ederek, bu konuda şunları kaydetti:

“Türkiye olarak Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının Ada’ya barışın ve istikrarın gelmesi için bir fırsat olarak kullanılması gerektiğini en başından beri savunuyoruz.
Ada’nın tek sahibi olduğu yanılsamasıyla yaşayan Rum tarafı, Avrupa Birliği üyeliğini suistimal ederek Türk tarafını zor durumda bırakacağını, caydırabileceğini sanmaktadır.
Hidrokarbon kaynakları meselesinde meşru çıkarlarımızdan en küçük bir taviz vermeyeceğiz.
Hamdolsun sahip olduğumuz imkân ve kabiliyetlerle bugün dünden çok daha güçlüyüz; yarın da bugünden daha güçlü olacağız.
Bu konudaki kararlılığımızı, diplomatik girişimlerimiz yanında, askeri gücümüzle ve enerji politikalarımızla da gösteriyoruz.
Doğu Akdeniz’de Yavuz sondaj gemimiz ülkemizin kıta sahanlığında faaliyettedir.
Fatih sondaj gemimiz ise, kıta sahanlığımızdaki görevinin tamamlanmasının ardından dün, Karpaz Burnu’nun güneyindeki yeni faaliyetine başlamıştır.
Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemimiz ise KKTC’nin Türkiye Petrolleri’ne verdiği ruhsat sahalarında faaliyetlerini sürdürmektedir.
Geçtiğimiz ay güncellediğimiz Millî Güvenlik Siyaseti Belgesi’nde de Doğu Akdeniz’de yürütülen faaliyetler konusundaki kararlılığımızı bir kez daha vurgulamış durumdayız.
Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerimiz bahane edilerek AB Dışişleri Bakanları tarafından pazartesi günü onaylanan yaptırım taslağının da bizim nezdimizde hiçbir hükmü yoktur.
Kim hangi tarafta saf tutarsa tutsun, kazanan hak ve hakikatten yana olan Türk milleti olacaktır.”

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Anavatan ve Garantör Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıs Türkü ile omuz omuza durmaya devam edecektir.
Bu vesileyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasını ve bugünlere ulaşmasını canları pahasına sağlayan aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyorum” dedi.