Özgürgün: “Kıbrıs sorunu BM’nin gündemindeki en eski sorun”

Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs’ın Birleşmiş Milletler’in gündemindeki en eski sorun olduğuna işaret etti.

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde 2017-2018 Akademik Yılı’nın ilk dersini veren Başbakan Hüseyin Özgürgün Kıbrıs’ın küçük, ancak boyundan çok büyük olaylara sahne olmuş bir ada olduğu ve yıllar içinde ciddi tartışmalar yaşandığını anlattı.
1955’te EOKA’nın kurulmasının ardından Kıbrıslı Türklerin de örgütlenmeye geçerek Kıbrıs’ta var olma çabasıyla TMT’yi kurduğunu; Ada’nın Yunanistan’a bağlanmasını engellemek için Enosis’e karşı Taksim ilkesiyle karşılık verdiğini; 1954 ve 1957’de Yunanistan’ın Kıbrıs konusunu BM’nin gündemine taşıdığını ve Kıbrıs Türk tarafının da girişimleriyle Türkiye’nin de olaya müdahil olduğunu anlattı.

1958’lerde başlayan olaylarla Kıbrıslı Türklerin ilk şehidini verdiğine işaret eden Özgürgün, İngiliz Parlamentosu’nun aldığı ve adada her biri self determinasyon hakkına sahip iki eşit halk bulunduğu yönündeki kararın halen yürürlükte olduğunu anımsattı.
İngiltere adadan vazgeçerken 2 üs şartı koştuğunu ve buna karşılık Ağrotur ve Dikelya’da üs aldığını hatırlatan Özgürgün, “Bu iki üs, Kıbrıs meselesinin temelidir” dedi. Özgürgün, çok güçlü ve modern silahlarla donatılmış bu üslerin uluslararası alanda da role sahip olduğunu, birçok müdahalenin buradan yapıldığının bilindiğini söyledi.
Başbakan Özgürgün, 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla adada sükunet ve huzur dönemi başladığı ancak bu dönemin uzun sürmediğini, Rum tarafı anayasada değişiklik talebine olumlu yanıt alamayınca Akritas Planı’nı devreye koyduğunu ve Kıbrıslı Türklere saldırıların başladığını anlattı.
Şehitlerin verildiği, 103 köyün yok edildiği 1963 olaylarıyla adanın, dönemin İngiliz komutanının yeşil kalemle çizdiği çizgiyle “Yeşil Hat”la ayrıldığını, Lefkoşa’nın da ikiye bölündüğünü belirten Özgürgün, 1964 yılında ise BM Barış Gücü’nün adada konuşlanmasına karar verildiğini kaydetti.
Başbakan Hüseyin Özgürgün, 15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası’nın Makarios’a karşı darbeyle yönetimi ele geçirmesi, ardından 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanarak gerçekleştirdiği müdahaleyle yaşananları anlatırken, 1974’ten sonra adada kan dökülmediğine işaret etti.
“Ve 1974’ten sonra uzun bir müzakere süreci başlıyor” diye devam eden Özgürgün, ara ara gerek Kıbrıs’ta gerekse farklı ülkelerde, değişen liderlerle müzakereler yürütüldüğünü ancak sonuç alınamadığını anlattı.
Bu arada 1983 yılında KKTC’nin ilan edildiğini, sonraki yıllarda müzakerelerin yine devam ettiğini belirten Özgürgün, “1964’te neyse 2017’de de aynısı… Değişen bir şey yok. Yunanistan hazır değil ve yine ara…” şeklinde konuştu.
Özgürgün, yakın bir geçmişte 2014’te gündeme gelen Annan Planı’nın referandumda Rum tarafının hayır demesiyle yürürlüğe giremediğini anımsatırken, “bu planda toprak iadesi de vardı buna rağmen hayır dediler çünkü tamamını istiyorlar” dedi.
Gelinen süreçte Güney’de ırkçılığın arttığı ve Enosis’in yeniden gündeme geldiğine işaret eden Özgürgün, ELAM’ın önerisiyle okullarda Enosis plebisitinin yıl dönümünün anılması kararını örnek gösterdi.
Özgürgün, 1964’ten bugüne 6 BM Genel Sekreter değiştiğine işaret ederek “Hepsi de sonunda ‘maalesef çözemedik’ noktasına geliyor. Kıbrıs konusunda maalesef yol alamıyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemlerde…” şeklinde konuştu.
Özgürgün, KKTC’nin, Türkiye’nin de desteğiyle mücadelesini sürdüreceğini vurgulayarak, zaman zaman geçmişten bugüne yaşanan bu gerçeklerin hatırlatılmasında yarar gördüğünü söyledi.