Tatar: “Resmi görüşmelere eşit egemen ve eşit statü kabul edilmeden başlamayacağız”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs konusundaki resmi görüşmelere, eşit egemenlik ve uluslararası eşit statü kabul edilmeden artık çözüm müzakerelerine oturmayacaklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cenevre’de yapılacak 5+1 toplantılarına katılmadan önce Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) mülakat verdi.

Olası bir anlaşmanın artık Kıbrıs’ın gerçeklerine dayalı olması halinde her türlü alanda işbirliği yapılabileceğini dile getiren Tatar, görüşmelerin Crans Montana’da masada bırakıldığı noktadan başlamasının artık söz konusu olamadığını söyledi.

Rum tarafının Crans Montana’da Kıbrıs’ın nimetlerini paylaşma niyetinde olmadıklarının net bir şekilde görüldüğün ve bunun son şans olduğunu anımsatan Tatar, masa devrilirse herkesin yoluna farklı bir düşünce ile müzakere sürecine başlayabileceğinin söylendiğini ve 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da buna onay verdiğini söyledi.

“Noldu da Akıncı tekrar Crans Montana noktasına geri döndü bunun cevabını bulamıyoruz. Türkiye ile temas yaptığımızda Crans Montana’da aynen konuştukları gibi olduğunu, Akıncı’nın bu neslin son denemesi, son şansıdır dedikten sonra Lefkoşa’ya geldiğinde biz da kendi devletimizle yolumuza devam edebiliriz. AB’de iki devlet de olabilir şeklinde açıklamaları vardır. Bunları erken zamanda Akıncı unuttu ama Türkiye unutmadı.” şekline konuşan Tatar, Crans Montan’daki federal temelde bir anlayış için yapılacak çalışmanın zaman kaybı olacağını vurguladı.

1968’den bugüne 11 planın masaya geldiğini 1977’den sonra iki toplumlu iki bölgeli federasyon anlaşması için de 8 plan olduğunu söyleyen Tatar, bunların bir tanesinin Annan Planı bir tanesinin de Crans Montana da ortaya konduğunu ve bu 8 planın hemen hepsine Kıbrıslı Türklerin ‘evet’ dediğini Rumların da tümüne hayır dediğini anımsatarak, “9’uncuyu dememenin ne anlamı var.  Bu 8 planda zaman kaybı oldu bir anlaşmaya varılamadı Türk tarafının iyi niyet sergilemesine ve fedakarlık yapmasına rağmen, neticede onlar AB’ye girdi biz dışarda kaldık” dedi.

Annan Planı’nın yıldönümünde, Kıbrıslı Türklere verilen vaatlerin tutulmadığını bir kez daha anımsatan Tatar, bu saatten sonra artık yeni bir siyaset, yeni bir vizyon, yeni tez ile Cenevre’de bunları anlatacaklarını kaydetti.

BM Genel Sekreteri’nin yaptığı açıklamalara da değinen Tatar, “işte biz da bu defa yeni fikirlerle orada olacağız” diyerek, kendilerinin başka yol ile değil müzakere yoluyla bu sorunu çözmeye gideceklerini belirtti.

Artık egemen eşitliğe dayalı yan yana yaşayan iki devletin işbirliği çerçevesinde bir anlaşmaya gidilebileceğine dikkat çeken Tatar, adada artık iki devletin olduğunu kimsenin inkar edemeyeceğini kaydetti.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kendini dünyaya farklı anlattığını dile getiren Tatar, BM’nin 4 Mart 1964’de aldığı kararla Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tüm adanın sahibiymiş gibi tanıyarak hata yapıldığını ifade etti.

Adada iki ayrı halkın olduğunu ve 1960’dan sonra da çok şey değiştiğini kaydeden Tatar, ayrı dil, ayrı din ve 60 seneye yakın ayrılığın olmasının ardından ayrılıkların daha da kökleştiğini ve artık tamamıyla ayrı halk, ayrı devlete sahip olunduğunu vurguladı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük ve bizi desteklen ülke olmasının yanı sıra garantör devlet olmasının da önemine dikkat çeken Tatar, “Türkiye Cumhuriyeti’nin biz destek veriyor olması bizi güçlü kılmaktadır.” dedi.

  1. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kendisine yönelik söylemlerini kınayan Tatar, “böyle bir üslup kendisine hiç yakışmıyor.  Herhalde seçim sonuçlarını halen daha hazmedemedi” dedi.

“Benim kim olduğum ve memleketteki köklerim belli. Benim bu memleketteki çalışmalarım belli.  Siyasette belki ondan daha yeniyim, kendisinden 30 sene sonra siyasete girdim ama benim halkçılığımı kimse sorgulayamaz. Ben bir halk insanıyım. İnsanlara her tülü samimiyet ve dürüstlüğümle Kıbrıs’ın her yerinde sesini duyurmuş ve ülkenin en büyük partisinin desteğiyle bu seçimi kazanmış biriyim.” diyen Tatar, sürekli Türkiye’nin adamı şeklinde seçim kazanma yorumlarının da artık yakışık almadığını kaydetti.

Yapılan bu söylemlerin artık hakarete vardığını söyleyen Tatar, “ben Türkiye’nin adamıysam sen kimin adamısın. Ben Türkiye’nin adamı olmaktan gurur duyarım. Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını koruması için bu topraklarda özgürce, gurur haysiyetle ve ayrıca bağımsız şekilde var olabilmek için güveli bir gelecek için Türkiye ile beraber hareket etmek durumundayız” dedi.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, Kıbrıs Türk Toplum Lideri Dr. Fazıl Küçük ve 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun söylemleriyle kendisinin söylemlerinin örtüştüğünü dile getiren Tatar, 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın her şeyi bilirmiş gibi hakaret yağdırmasının doğru olmadığını kaydetti.

Tatar, Annan Planı döneminde 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile birlikte ülkeyi dünyaya bağlayacağını iddia ettiğini, ama hiçbir şeyin değişmediğini kaydetti.

İki devletliliğin altı boştur diyenlere söyleyecek sözü olduğunu dile getiren Tatar, iki devletin altında 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki hakların olduğunu, halkın mücadelesi, Türkiye’nin desteği, 1977’den sonra yapılan birçok görüşme ve 8 plan olduğunu ve hepsine Türklerin evet dediğini Rumların da hayır diyerek süreci tükettiğini ifade etti.

Kıbrıslı Türklerin Federasyon ortaklığı için her şeyi yaptığını, karşı tarafın dünyanın şahitliğinde tüm planlara evet diyemediğini söyleyen Tatar, Rumların Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir şekilde ne yönetimi ne de zenginliklerin paylaşılmasının istemediğini vurguladı.

Kamuoyu araştırmalarda halkın iki devletliliğe yüzde 80 artı destek verdiğini dile getiren Tatar, federasyon modelinde Türkiye’nin adadan gideceğini askerin de tamamen çekilmesi gerektiğini kaydetti.

Halkların zaman içerisinde tamamen ayrıldığının ve koptuğunun görüldüğünü dile getiren Tatar, halkların ayrılışının, federasyonun başarılı olmamasında büyük unsur olduğunu söyledi.

Şuanda tarihi adım atıldığını söyleyen Tatar, Türkiye ile mutabakat içerisinde artık oyunun kurallarının değiştiğini, BM parametrelerinin gökten zembille inmediğini ve parametrelerin son 60 yılda yaşananlara göre değişmesi gerektiğini kaydetti. Artık bu parametrelere tekrar bakılması gerektiğini vurgulayan Tatar, en başından beri Kıbrıslı Türklere haksızlık yapıldığını söyledi.

Tatar, görüşmelerden kaçmadıklarını ama resmi görüşmek için artık farklı kararlarının olduğunu, bunun da kendilerinin eşitliğinin kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.

Masada bugüne kadar iki toplum lideri tanımı olduğunu, artık Rum-Cumhuriyet, Türk-Cemaat şeklinde bir anlaşmanın olmayacağına vurgu yapan Tatar, resmi görüşmelere geçilecekse eşit egemenlik ve uluslararası eşit statü kabul edilmeden masaya oturmayacaklarını kaydetti.  Ancak eşit egemenlik ve eşit statü çerçevesinde masada denge ve çözüm olabileceğini dile getiren Tatar, iki devletlilikle artık istikrarın sağlanacağını vurguladı.

Türkiye’nin de desteğiyle 60 yıldır verilen mücadelede en sonunda devleti güçlendirilerek daha güvenli daha güçlü bir ortam yaratmaya devam edeceklerini dile getiren Tatar, “devlet olarak kendi kendimizi yönetebilmek büyük bir zaferidir. Bu bizim vatan borcumuzdur. Ülkede bu işi bu noktaya getiren insanların kahramanlıkları da biliniyor. Onları da yad ediyorum.” dedi.