Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 83’üncü yıl dönümü dolayısıyla AKM’de anma töreni düzenlendi

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 83’üncü yıl dönümü dolayısıyla bugün başkent Lefkoşa’da Atatürk Kültür Merkezi’nde anma töreni düzenlendi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Milli Eğitim ve Kültür Bakan Olgun Amcaoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçiliği adına İkinci Kâtip Harun Nurullah Tanzi ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı (KTBK) adına Piyade Üsteğmen Emre Kaan Keskin birer konuşma yaptı.

Anma töreni, Lefke Avrupa Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Karakartal’ın “Tarihi Kartpostallarla Türk Kurtuluş Savaşı ve Atatürk” isimli sunumu ve Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nin sunduğu “Oratoryo”  ile sona erdi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, anma töreninde yaptığı konuşmada, “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 83’üncü yıl dönümünde kendisini rahmet, minnet, sevgi ve özlemle anıyoruz” diyerek konuşmasına başladı.

“57 yıllık ömrüne bu kadar başarıyı, bu kadar mücadeleyi nasıl sığdırdığını anlamak hala mümkün değildir” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, Atatürk’ün silah arkadaşları ile birlikte verdiği mücadele ile gösterdiği cesaretin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun; Kıbrıs Türk halkının direnişine ve kahramanca savaşmasına güç verdiğini ve ilham kaynağı olduğunu ifade etti.

Kıbrıs Türk halkı Atatürk’ün İnkılap ve İlkelerini ilk uygulayanlardan olduğuna işaret eden Tatar, “Alfabe devrimi, uygarlık ve çağdaşlık düzeyinde Kıbrıs Türk halkının uyguladığı düzenlemelerle, buradaki İngiliz sömürge yönetiminde, bütün o üzerimize saldırıları püskürtebilmiş ve buradaki varlığımızı koruyabilmişizdir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Tatar, Atatürk’ün Kıbrıs’la ilgili düşüncelerini de işaret ederek, Atatürk’ün Kıbrıs’a dikkat edilmesi gerektiğini, Kıbrıs adasının Türkiye’nin güvenliği için önemli bir ada olduğu yönünde gerek kendi subaylarına gerekse arkadaşlarına her zaman telkinde bulunmuş olduğunu hatırlattı. Tatar, Mustafa Kemal Atatürk’ün imzalanmasını sağladığı Lozan Antlaşması’nın Kıbrıs için önemine de işaret ederek şunları söyledi:

“1978’de İngiltere’ye devredilen Kıbrıs’ın, ilk önce, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve tabii ki İsmet İnönü’nün de katkıları bulunan Lozan Antlaşması’nda yer alan 16’ıncı maddesine göre, bundan sonra, her ne kadar da Misak-ı Milli sınırları dışında kalsa da Kıbrıs’ın statüsünde herhangi bir değişiklik olacaksa, mutlaka burada Türkiye’nin de söz sahibi olması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Lozan Anlaşması’nın 16’ıncı maddesi Kıbrıs’ın geleceği bakımından çok öneme haiz bir maddeydi”.

Tatar, konuşmasına şöyle devam etti:

“1960 Anlaşmaları ile İngiltere’nin adadan ayrılmasıyla birlikte ortaya çıkan Kuruluş Anlaşmaları, bir bakıma, Lozan Antlaşması’nın 16’ıncı maddesi doğrultusunda, Türkiye’ye garantörlük hakkını vermiştir. Türkiye’nin garantörlük hakkı ile yaşanan olaylar ve Rum yönetiminin, EOKA’cılarla, Kıbrıslı Türklerini burada yok etmek ve adayı Yunanistan’a bağlamak için yaptıkları tüm girişimlerde Türkiye 1974’ten öncesi de yanımızda olmuştur. Erenköy’de, Geçitkale’de… Ve tabii ki 1974 Kıbrıs Türk halkının kurtuluşu, bağımsızlığı ve özgürlüğü… Neden çünkü Türkiye Cumhuriyeti garantörüydü.”

Kıbrıs Türk halkının, Büyük Türkiye Cumhuriyeti ve Büyük Türk Ulusu’nun “kopmaz bir parçası olduğunu” ve “her zaman Türkiye Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde olacağını” vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, “Atatürk’ün vasiyeti anlamında, bölgedeki Türk varlığı ve insanlara gelecek için bir umut, güven verebilmek için birlikte hareket edilmesi o zamandan bizlere telkin edilmiştir” diye konuştu.

Tatar, şu anda Kıbrıs meselesi ile ilgili yürütülmekte olan siyasetin Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken söyledikleri ile bağdaşmakta olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi bağımsızlık, özgürlük bizim karakterimizdir. Kıbrıs’ta artık, yan yana yaşayan, egemen eşitliğe dayalı iki bağımsız devletin iş birliğiyle bir anlaşmanın olabilmesine yönelik siyasetin yürütülmektedir ve tabii ki tüm bunların olması için Anavatanımız ve garantör ülke olan Türkiye ile her daim iş birliğindeyiz. Bugün coğrafyaya baktığımızda, artan jeopolitik, stratejik gelişmeler, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, hidrokarbon meseleleri, Mavi Vatan, Ekonomik Münhasır Bölge, kara suları ve hava sahasındaki faaliyetlerimiz, işte bütün bunlar Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken söyledikleri ile bağdaşmaktadır. Bu siyaseti, Kıbrıs Türk halkı adına sürdürürken, Büyük Türkiye Cumhuriyeti ve onun kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de bizlere vasiyetinin yerine getirilmesi anlamında da değerlendirebiliriz.”

Milli Eğitim ve Kültür Bakan Olgun Amcaoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 83’üncü yıl dönümü dolayısıyla törende yaptığı konuşmada, “Bugün, Atatürk’ün aziz hatırası önünde ulusça saygı ve minnetle eğildiğimiz; O’nun gençliğe armağan ettiği Cumhuriyet ve bağımsızlığı daha yukarılara taşımak, ilke ve hedeflerine daha çok sahip çıkma günüdür” diye konuştu.

Atatürk’ün “güçlü bir devlet yaratan, eşsiz bir lider, tüm dünyanın saygı duyduğu bir devlet adamı, büyük bir komutan ve dâhi olduğunu” söyleyen Amcaoğlu, Atatürk’ün hem milli mücadele, hem de Cumhuriyeti inşa sürecinde daima ileriye baktığını ve istikbali düşündüğünü kaydetti.

Amcaoğlu, “Türk devletinin ulaşması gerektiği aşamayı, 20. yüzyılın başlarında şaşmaz bir sezgiyle görerek, yaşamda en gerçek yol göstericinin bilim ve teknoloji olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca gerçek kurtuluşun ekonomik bağımsızlıktan, ülkenin her bakımdan kalkınıp güçlendirilmesinden geçtiğini belirtmiş, batı uygarlığının biliminden, teknolojisinden yararlanarak, bunları özümseyerek çağdaş uygarlık düzeyine çıkıp, bu düzeyi de aşmayı milletinin önüne bir amaç, bir hedef koymuştur. Atamız bu amacı daha somut olarak ‘Büyük davamız, en medeni en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir’ şeklinde ifade etmiş ve refah toplumu olmayı hedef göstermiştir” şeklinde konuştu.

“Uygarlık yolunda ilerlediğimiz 21.yüzyılda ileriyi görebilen ve daha da ileriye gitmeyi amaçlayan, yeni nesiller yetiştirmek, Mustafa Kemal gibi düşünebilmenin ilk adımıdır” diyen Bakan Amcaoğlu. Bu adımı atarken, yeni neslin geçmişini iyi bilmesi ve özümsemesi  gerekmektedir. Bunun içindir ki Türk toplumunun her ferdi üzerine düşen sorumluluğun bilincinde olmalı. Ve istikbalde ülkenin yönetimini devralacak, geleceğimizi yönlendirecek, uygar, saygın bir ulus olma bilincini daha da pekiştirecek gençler, Ulu Önder Atatürk’ün ilke ve devrimlerinin ışığında ilerlemelidir” dedi.

Bakan Amcaoğlu, öğrencilere hitaben, “Ufkunuzu geniş, hedefinizi büyük tutarsanız, ancak o zaman O’nun manevi huzuruna başınız dik alnınız açık olarak çıkabilirsiniz. Atatürk gençliği bunu yapabilecek güç ve kabiliyete sahiptir” dedi.

“Büyük Önder Atatürk’ün ‘En büyük eserim’ dediği Türkiye Cumhuriyeti’ni genç nesile, genç nesli de öğretmenlere emanet etmiştir ve ‘Öğretmenler, yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır’ demiştir” diyen Bakan Amcaoğlu, öğretmenlere de bu görev ve sorumluluk bilinci içerisinde gençleri eğitmeleri çağrısında bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçiliği adına İkinci Kâtip Harun Nurullah Tanzi, törende yaptığı konuşmada, Türk milleti için 10 Kasım anma törenlerinin farkı duygular bir arada yaşadığı özel günlerden birisi olduğunu ifade ederek, bu törenlerde, Ata’nın ölüm yıldönümü olmasından dolayı hissedilen hüznün yanında, ülkeye kazandırdığı ebedi mirasa duyulan minnet ve şükranın da sunulduğunu kaydetti.

Atatürk’ün yaşamı boyunca hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadığını içinde bulunan koşullar ne olursa olsun daima çözüm bulmak için üstün bir çaba sarf ettiğine işaret eden Tanzi, 1’inci Dünya Savaşı sonrasında İstanbul’da işgal kuvvetleri gemileriyle karşılaştığı anda bile “Geldikleri gibi giderler” diyerek, Kurtuluş Savaşı’nın başlayacağının ilk haberini verdiğini hatırlattı. Tanzi, Atatürk’ün bu azmi ve kararlılığı sayesinde, Kurtuluş Savaşı’nı zaferle taçlandırdığını, Türk milletinin karakterine en uygun olduğunu düşündüğü yönetim biçimi olan Cumhuriyet’i kurduğunu anlattı.

Tanzi, Atatürk’ün Türkiye’nin gelişmesinde ve hak ettiği çağdaş medeniyetler seviyesine kavuşmasında vefatına kadar büyük bir çaba sarf ettiğini ve ülkenin dış politikasının temel ilkesinin “barış” olarak belirlediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Ulu Önder’in ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözleriyle özetlediği bu hedef, günümüzde de dış politikamızın temel yol gösterici ilkesi olmayı sürdürmektedir. Ülkemiz bugün de çevresinden başlayarak, barış, istikrar ve güvenlik tesisini öngörmekte, tüm ülkelerin karşılıklı çıkarlar ve ‘kazan-kazan’ anlayışı doğrultusunda ortak bir refah alanının ayrılmaz parçalarının oluşturulmasını arzu etmektedir.”

Tanzi, “Türkiye’nin Atatürk’ün çizdiği hedef ve vizyon doğrultusunda emin adımlarla ilerlemekte, Orta Doğu’dan Balkanlara, Kafkasya’dan Kuzey Afrika’ya ve kalbinde bulunduğumuz Doğu Akdeniz’de istikrar ve güveni tesis etmeyi kendisine görev bilmektedir” ifadelerinde bulundu.

“Ata’mızın Anıtkabir’de bulunan kabrine, Türkiye’nin tüm şehirlerinden, Selanik’teki Atatürk Evi’nden, Kore’deki Türk Şehitliği’nden ve Süleyman Şah’ın mezarından getirilen topraklarla birlikte, ülkemize ve halkımıza gönülden bağlı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden getirilen topraklar konulmaktadır” diyen Tanzi, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, şehit ve gazileri rahmet ve minnetle andı.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı (KTBKK) adına Piyade Üsteğmen Emre Kaan Keskin, törende yaptığı konuşmada, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, asil Türk milletinin Yüce Atası, Edebi Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılarak, ebediyete intikal edişinin 83’üncü yıldönümünde, kendisini büyük bir özlem, saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Bugün bütün Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sevgi ve saygıyla anmaktadır” diyerek konuşmasına başladı.

Piyade Üsteğmen Keskin, “Atatürk milli mücadelede milli birliği temin eden eşsiz bir lider, muharebe meydanlarında kahraman bir komutan, devlet kuran büyük bir siyaset adamıdır. Bu vasıflarıyla insanlık tarihinin tanıdığı en büyük devlet adamlarından biri olduğuna şüphe yoktur” ifadelerini kullandı.

“Atatürk, üstün meziyetleri sayesinde askeri ve siyasi zaferlerle memleketi uçurumun kenarından kurtarmıştır” diyen Keskin, Atatürk’ün sahip olduğu nitelikleriyle modern Türkiye’nin kurucusu sıfatını aldığını ifade etti.

“Atatürk’ün milli bir kahraman olduğunu” söyleyen Piyade Üsteğmen Keskin, “Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirleri ve bıraktıklarıyla daima bizimle birlikte olacağına yürekten inanıyoruz” dedi.