Erdoğan: “Artık hiç kimse, Türkiye’nin, Kıbrıs Türk halkının ilanihaye çözümsüzlüğün mağduru olarak kalmasını, beklememelidir”
21 Temmuz, 2017Karipis: “Türk askerine ihtiyacımız vardır. Rum hükümeti kendi vatandaşlarını bile korunmaktan acizken, Kıbrıslı Türkleri nasıl koruyacak?”
24 Temmuz, 2017Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum tarafının 1964’ten beri ele geçirdiği ve tek toplumlu hale getirdiği tanınmış devlet erkini paylaşmakta sorun yaşadığını, olası bir çözümün bu en temel ilkesini içine sindirmekte zorlandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları dolayısıyla Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda yer alan resmigeçit töreninde yaptığı konuşmada iki yıldır çok yoğun bir çalışma yürüttüklerini ve müzakere tarihinde ilk defa iki tarafın harita sunumunu ve 5’li konferansın toplanmasını sağladıklarını ifade etti.
Rum tarafı ve Yunanistan’ın bu günlerde Güvenlik ve Garantiler konularını konuşabilmiş olmayı kendilerinin büyük bir başarısı olarak takdim etmeye çalıştığına işaret eden Akıncı, “Bunun Rum tarafının başarısı ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Kıbrıs’ta çözüm isteyen taraf olarak bu durumun yaratıcıları başta Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye olmuştur” dedi.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, olası bir anlaşmanın Güvenlik ve Garanti boyutlarının 11 Şubat 2014 tarihli mutabakatta ele alınacak 6 konu başlığından biri olarak sıralandığını ancak hiçbir zaman yeterince ele alınamayan bu konuyu da diğer başlıklar gibi ele alarak, artık kalıcı bir çözüme bağlama kararlılığını gösteren tarafın Türk tarafı olduğunu söyledi.
Bunu yaparken gerekli esnekliği de gösterdiklerini, “noktası virgülü değişmezdir” demediklerini, “günümüz koşullarına uyarlamaya hazırız” dediklerini, bunun için “0 asker 0 garanti” söyleminden Rum tarafının uzaklaşmasını ve makul bir çizgiye gelmesini beklediklerini anlatan Akıncı, “Ne yazık ki, Rum tarafı ‘0 asker 0 garanti’ noktasından ayrılamamış, makul ve gerçekçi bir yaklaşım sergileyememiştir” ifadelerini kullandı.
Akıncı, geçen yıl Kasım ayında Mont Pelerin’de, Ocak’ta Cenevre’de ve son olarak 28 Haziran-7 Temmuz tarihleri arasında Crans-Montana’da Kıbrıs Konferansları toplanabilmişse, bunda Kıbrıs Türk tarafının aktif girişimlerinin ve Türkiye’nin de desteğinin büyük rolü olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Akıncı, tüm bu toplantılarda gerek Kıbrıs Türk tarafının, gerekse Türkiye’nin sonuç odaklı yapıcı yaklaşımlarının tüm katılımcılar tarafından tespit edildiğini, başta BM olmak üzere, konferansın tüm üçüncü taraflarının bizzat buna tanıklık ettiklerini kaydederek “Çok arzu ettiğimiz halde olumlu bir sonuca varılamamışsa bunda bizim sorumluluğumuz yoktur” dedi.
Akıncı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
‘0 asker 0 garanti’ söylemini elbette benimseyemezdik. Varılacak anlaşma hükümleri uygulandıkça, işbirliği ve güven duygusu arttıkça, askeri boyutu azalan bir anlayış sergiledik. Bundan daha doğal bir şey olamazdı. 1963 deneyimimiz ortada dururken, ne olacağını yaşayıp görmeden, daha ilk günden tek güvencemizin elimizden alınmasını kabul edemezdik. Bunun iyi niyetle, samimiyetle bağdaşan yanı da yoktur. Güvenlik boyutunun ötesinde Rum tarafının en önemli hazımsızlığının siyasi eşitlik bağlamında olduğu da bir kez daha anlaşılmıştır. Dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konularında sergilenen ayak sürüme bunun en belirgin göstergesi olmuştur. Rum tarafı 1964’ten beri ele geçirdiği ve tek toplumlu hale getirdiği tanınmış devlet erkini paylaşmakta sorun yaşamaktadır. Olası bir çözümün bu en temel ilkesini içine sindirmekte zorlanmaktadır.
