Türkiye ile her alanda eş güdüm halindeyiz

ŞEBNEM BURSALI

Doğu Akdeniz’deki kararlı duruş dahil her kritik konuda Türkiye ile uyum içinde olduklarını vurgulayan KKTC Başbakanı Ersin Tatar, “KKTC için Türkiye nasıl önemliyse Türkiye için de KKTC’nin varlığının ve güçlü olmasının bir o kadar önemli olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye en uzun kara sınırımızın olduğu Suriye ile ilgili sahada ve masada tabiri caizse bir ipte iki cambaz değil, onlarca cambazla mücadele ediyor. En uzun deniz sınırımızın olduğu Doğu Akdeniz, bir başka saha ve masa mücadelesini yürüttüğümüz konu. Türkiye’nin ve KKTC’nin Akdeniz’deki haklarını savunmak için, doğalgaz ve hidrokarbon arama ve sondaj çalışmaları, hem uluslarası anlaşmalardan aldığımız hakla hem doğal sınırımız olması dolayısıyla sonuna kadar meşru bir süreç. Bu noktada tüm dünyaya deyim yerindeyse “kafa tutan” ve hakkının peşini bırakmayan Türkiye, diplomaside de ayrı bir ajandayla ilerliyor. Ancak, aynı samimiyet ve gayretin KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’da olduğunu söylemek kolay değil. KKTC’yi devlet olarak tanıyan tek ülke Türkiye ile Kıbrıs davasını uluslararası platformda tek yürek tek güç olarak sürdürmek yerine Rumlar’ın ve başka garantörlerin istediği platforma yakın bir politika tercih eden Akıncı, ada halkının büyük çoğunluğunun itirazlarına rağmen Kasım’ın son haftası Berlin’de yapılması planlanan 3’lü zirveye katılmakta ısrarlı. Buluşma yeri olarak Berlin’in seçilmesi de tesadüf değil. Berlin duvarının yıkılışının 30. yıldönümüne denk getirilen zirvede, “Avrupa Birliği içindeki son duvar olan Kıbrıs’ta duvarın yıkılacağı” mesajı verilmesi hedefleniyor! Ancak yıkılacak bu duvarın altında kalacak olan tek taraf Kıbrıs Türk halkı olacak.

‘SIFIR ASKER SIFIR GARANTİ’
Konuyla ilgili en net tepkiyi ortaya koyan KKTC Başbakanı Ersin Tatar ile konuştuk ve bakın konuyla ilgili neler dedi: “Yapılan son görüşmede hiçbir sonuç çıkmaması, başka bir zemin oluşmadığı takdirde aynı zeminde görüşme sürecinin devam ettirilmesinin hiç bir anlam taşımadığı gerçeğini de beraberinde getirdi. Kıbrıs Türk halkına dayatılan şey sıfır asker, sıfır garantidir. Bunun üzerine ne müzakere edebiliriz ki? Kaldı ki, Rum tarafı açık ve net diyor ki, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri sona ermezse biz görüşmelere devam ermeyiz!” Federal temelli bir zeminin yanında (Türklerin ileri sürdüğü federal yapı ile Rumlar’ın istediği federal yapının birbiriyle alakasının bile olmadığı biliniyor) iki devletli yapının ve konfederasyonun da masada olacağına dikkat çeken Başbakan Tatar, sol cenahtaki bir başka aktör ve Annan Planı’nın kabulünün mimarı Mehmet Ali Talat’ın bile bu zirvenin gayri resmî olacağını ve hiçbir sonuca ve amaçla yönelik olmadığını açıkladığını hatırlatıyor. Tatat, Ulusal Birlik Partisi (UBP) olarak “siyasal eşitlik” söyleminin içinin boş olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Rumlar 800 bin biz 350 bin nüfusluyuz. Onların ekonomisi daha güçlü, toprak meselesi zaten büyük sıkıntı yaratmaya aday. Rum malları komisyona havale edilecek ve bize çıkacak faturayı biz nasıl ödeyeceğiz? 50 yıl sonra adada serbest dolaşım , serbest yerleşim, serbest sermaye hareketini Türk tarafı olarak kaldıramayız. Bakınız İngiltere bile kaldıramadı.” Türkiye ile birlikte ulusal siyaseti iyi tahlil etmekten yana olan Tatar, KKTC’yi güçlendirerek bu topraklarda var olmaktan başka bir seçenek olmadığını da ileri sürdü. UBP olarak KKTC’nin haklarını savunduklarını söyleyen Tatar, KKTC için Türkiye nasıl önemliyse, Türkiye için de KKTC’nin varlığının ve güçlü olmasının bir o kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Maraş açılımında ve Doğu Akdeniz’deki kararlı duruşta Türkiye kadar UBP ve Tatar Başkanlığında kurulan hükümetin etkisi yadsınamaz.

‘ÇOCUĞA İYİ BAKIN’
15 Kasım’da 36. Yılını kutlayacak olan KKTC Devleti, 82 milyonluk Türkiye ile birlikte Mavi vatan denilen sulardaki doğal ve ekonomik zenginlikleri ve buradaki haklarını içeren üçlü bir kavramı sahiplenmiş durumda. Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC davasındaki kararlılığı, Başbakan Tatar ile uyumlu ve eş güdüm içinde bu süreci yürütmesi son derece önemli. KKTC’nin kurucu Lideri Rauf Denktaş’ın ölüm döşeğindeki son sözü ve son vasiyeti, “Çocuğa iyi bakın” olmuştu. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, KKTC halkının itirazlarına rağmen Rum tarafının değirmenine su taşıyan ısrarı, Denktaş’ın iyi bakın diye vasiyet ettiği çocuğu yani KKTC’yi hasta edip yatağa düşürme hamlesi olarak yorumlanıyor. Gelin bu çocuğu hep beraber en iyi şekilde yaşatalım…

KAYNAK: SABAH GAZETESİ