Kıbrıs Vatandır Sempozyumu sonuç bildirgesi açıklandı

Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği, Talat Paşa Komitesi, Ulusal Kanal ve Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nin bugün Girne’de düzenledikleri Kıbrıs Vatandır Sempozyumunun sonuç bildirgesi açıklandı

 

Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği, Talat Paşa Komitesi, Ulusal Kanal ve Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nin bugün Girne’de düzenledikleri Kıbrıs Vatandır Sempozyumunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olarak yaşatılması ve daha da geliştirilmiş, ekonomik gücünün yükseltilmesi, çağdaş bir devlet olarak varlığını sürdürmesi amacıyla Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden yüzlerce kişinin katıldığı sempozyumun sonuç bildirgesi açıklandı.

Bildirgeye göre sempozyumda şu kararlar alındı:

1.Crans Montana’da yapılan Kıbrıs Konferansının başarısızlıkla sonuçlanması ve bunun BM Genel Sekreteri tarafından Dünyaya ilan edilmesi, BM parametreleri zemininde Kıbrıs uyuşmazlığına federal bir “çözüm” arayışlarının tükendiğini göstermiştir.  Bu noktadan sonra Genel Sekreter’in mevcut iyi niyet görevi çerçevesinde ucu açık görüşmelerde uyuşmazlığa/soruna çözüm aramak anlamsız olduğu gibi, Kıbrıs Türk halkını masaya mahkûm etmek anlamını da taşır ve kabul edilemez.

2.Yapılan bütün özverili çalışmalara ve KKTC’nin Türkiye ile birlikte gösterdiği bütün esnekliklere karşın bir sonuca ulaşılamaması nedeniyle, günümüze kadar verilen bütün tavizler ortadan kalkmıştır. Bu “her şey kabul edilmeden, hiçbir şey kabul edilmiş sayılmaz” prensibinin doğal bir sonucu ve bir gereğidir. Herhangi yeni bir süreç, ancak gerçek egemen eşitlik ve iki bağımsız devlet zemininde, yani Devletten Devlete yapılacak görüşmeler şeklinde olabilir ki bu da Kıbrıs’ta iki ayrı Bağımsız Devlet gerçeğinin kabulü ve tanınması ile mümkündür.

3. Bu noktadan sonra tarafların yapması gereken, gerçekleşmeyeceği somut tecrübelerle kanıtlanmış bulunan hedef ve hayaller peşinde koşmak değil, Ada ve bölge gerçeklerini tam olarak dikkate alan ve yan yana iki halk ve iki Devlet arasında iyi komşuluk ilişkileri geliştirme hedefine yönelik bir yaklaşım olmalıdır.

4. 50 yıldır devam etmekte olan ve Crans Montana toplantılarıyla sona ermiş bulunan süreç neticesinde Kıbrıs Türk halkının önünde yeni bir sayfa açılmıştır. Bu yeni dönemde ana strateji ve vizyonumuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti’ni içte ve dışta geliştirmek ve uluslararası alanda layık olduğu yere getirmektir. Bu bağlamda halkımızın yarım asırdan fazla bir süredir tabi tutulduğu haksız ambargo ve kısıtlamalardan mutlaka kurtarılması gerekmektedir. Bu, özellikle KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin ve bütün ilgili kurumların başta gelen hedefleri arasında olmalıdır.

5. Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan’ın uzlaşmaz tutumu yüzünden federal çözüm arayışlarının BM Genel Sekreterinin de ifade ettiği gibi sonlanmış olduğu dikkate alınarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi bu hedefe yönelik kararlarının ortadan kalktığına dair yeni bir karar almalı ve olası herhangi yeni bir sürecin ancak iki devlet zemininde ve eşit statüde mümkün olabileceğini ortaya koymalıdır. Her halükarda görüşmelere bırakıldığı yerden devam etmek gibi bir tuzağa düşülmemeli bu doğrultuda bir algı yaratılmasına yönelik içte ve dışta yürütülmekte olan çabaların kararlılıkla karşısında durulmalıdır.

6. Aynı şekilde, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs adası etrafındaki denizlerin altında yatan petrol ve doğal gaz yataklarını tek yanlı olarak kullanma faaliyetleri karşısında yasal haklarımızı savunma çabaları, Anavatan Türkiye ile işbirliği içerisinde aktif bir şekilde ve kararlılıkla devam ettirilmelidir.

7. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni içte ve dışta geliştirmek, güçlendirmek ve tanıtmak için Anavatan Türkiye ile istişare içinde halkımızın önüne yeni bir vizyon, yeni bir yol haritası mutlaka konmalıdır. Bu yapılırken vazgeçilemeyen ulusal çıkarlarımız temelinde ortak akıl oluşturulmalı, ancak KKTC Devletinin varlığı, devamı, içte iyi yönetişim dışta ise tanıtılması temel gerçeklerine bağlı kalınmalıdır.

8. Belirtilen temel ilkelere zemininde Uluslararası Antlaşmalarla kazanılmış hak ve statülerimiz geliştirilirken mevcut olan etkin ve fiili garantörlük haklarının tam olarak korunması, Kıbrıs’ta Türk askeri varlığının sürdürülmesi, bunun Kıbrıs Türk halkının varlığı, güvenliği, geleceği için mutlaka korunması gereklidir. Bu hak ve statüler asla tartışma ve pazarlık konusu edilemez.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sonsuza kadar mutlaka yaşatılacaktır.

 

Yaşasın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti

 

Kaynak: Ulusal Kanal